Son dönemde kaldırımlarda ve kentsel alanlarda hareketsiz yatan yaban arılarının (bombus arıları) sayısındaki artış, bilim dünyasında ekolojik bir alarm olarak değerlendiriliyor. Pennsylvania Eyalet Üniversitesi ve Nottingham Trent Üniversitesi’nden uzmanlar, bu durumun bir kısmının işçi arıların 4 ila 6 haftalık kısa yaşam döngüsünün doğal bir sonucu olduğunu belirtse de toplu ölümlerin arkasında çok daha ağır çevresel faktörlerin yattığına dikkat çekiyor.
Aşırı sıcaklar ve fenolojik uyumsuzluk
Yaban arılarının sıcaklık toleransı sınırlı olup, 34 derecenin üzerindeki sıcaklıklarda besin arama faaliyetleri neredeyse durma noktasına geliyor:
Enerji Tüketimi: Aşırı sıcaklar arıların su kaybetmesine ve yuvalarını soğutmak için orantısız enerji harcamasına yol açıyor.
Fenolojik Uyumsuzluk: İklim krizi sebebiyle bitkilerin erken çiçek açması veya arıların kış uykusundan zamansız uyanması, besin zincirinde kopmalara yol açarak arıları açlık riskiyle baş başa bırakıyor.
Uzmanlar, yaban arılarının vücutlarında yağ depolayamadıklarını ve gıdasız kaldıklarında 24 saatten fazla hayatta kalamadıklarını vurguluyor.
Pestisit kullanımı ve kentsel habitat kaybı
Özellikle şehir içi ve tarımsal alanlarda yoğun kimyasal kullanımı, arı ölümlerinin en temel insan kaynaklı sebebi olarak öne çıkıyor. Yapılan araştırmalar, öldürücü olmayan düşük dozlardaki neonikotinoid grubu tarım ilaçlarının dahi arıların koku ve yön bulma duyularını bozduğunu, çiftleşme başarılarını düşürdüğünü kanıtlıyor.
Ayrıca karahindiba gibi yabani çiçeklerin yabani ot ilaçlarıyla yok edilmesi ve kentsel betonlaşma, arı kolonilerinin sağlıklı beslenmesini imkansız hale getiriyor.
Küresel tarım ve gıda güvenliği tehlikede
Avrupa genelinde nesli tükenme tehlikesi altındaki yabani arı türü sayısı son 10 yılda iki katına çıkarak 172’ye ulaştı. Dünyadaki tarımsal ürünlerin yaklaşık yüzde 75’inin ve çiçekli bitkilerin yüzde 90’ının tozlaşması arılara bağlı bulunuyor.
Yaban arılarının özellikle titreşimli tozlaşma (buzz pollination) yeteneğiyle tarımsal verimde kilit bir role sahip olduğunu hatırlatan araştırmacılar, kolonilerin çöküşünün doğrudan küresel gıda krizine yol açabileceği uyarısında bulunuyor.

















