Almanya’da ana muhalefetteki aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin Saksonya-Anhalt eyalet seçimlerinde elde ettiği tarihi zafer, Berlin’de Başbakan Friedrich Merz ve liderliğini yürüttüğü Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) üzerinde benzeri görülmemiş bir siyasi baskı yarattı. Sol ve liberal basının “enkaz kralı” ve “hayatta kalma savaşı” manşetleriyle hedef aldığı Merz, bu kez geleneksel olarak partisinin arkasında duran merkez sağ ve muhafazakar medyanın da sert eleştiri oklarına hedef oldu.
Federal Meclis’te (Bundestag) yaptığı son konuşmada savunmacı ve gergin bir tutum sergilemekle eleştirilen Merz’in, 2029 yılındaki genel seçimleri görüp göremeyeceği ve parti içi bir darbeyle görevden alınıp alınmayacağı kamuoyunda yüksek sesle tartışılmaya başlandı.
Muhafazakar basından Merz’e: “Dibe vurdu”
Merkez sağ çizgisiyle bilinen medya organları, Saksonya-Anhalt’taki hezimeti sıradan bir yerel seçim kaybı olarak görmüyor.
- Die Welt’in sert faturası: Gazetede yayımlanan değerlendirmede, Merz’in meclis kürsüsünde sergilediği tutum “siyasi bir trajedi” olarak nitelendirildi. Yazıda, Merz’in gençlere ve kamuoyuna yalnızca geçmişin kırılgan refah vaatlerini ve 20. yüzyıl başarılarını sunduğu, günümüzün derin ekonomik ve sosyal krizine somut bir vizyon üretemediği vurgulandı.
- Liderlik tarzına eleştiri: *Die Zeit* analizinde, Merz’in Mayıs 2025’te göreve gelmesinden bu yana en derin krizini yaşadığı belirtildi. Başbakanın baskı anlarında sergilediği buyurgan ve vatandaşları azarlayan üslubunun seçmen nezdinde ciddi bir kopuşa yol açtığı, iş dünyasına hitap eden dilin tabanda güven inşa etmede yetersiz kaldığı kaydedildi.
AfD’nin yükselişi ve “yeni anlatı” eksikliği
Eyalet seçimlerinde sandıktan birinci parti çıkan aşırı sağcı AfD’nin yakaladığı ivme, geleneksel siyasetin toplumla kurduğu bağı sorgulatıyor.
“Altın çağa dönüş” vaadinin çekiciliği
*Frankfurter Allgemeine Zeitung* (FAZ), AfD’nin seçmene “ucuz Rus gazına dönüş” ve “göçün tamamen durdurulması” gibi gerçekçi olmayan ancak kulağa hoş gelen basit vaatler sunduğunu yazdı. Gazete, bu hayali tablonun ekonomik maliyetleri gizlemesine rağmen seçmende karşılık bulduğunu ifade etti.
Acı reçeteyi anlatamayan iktidar
Almanya’nın geçmişteki sanayi başarılarının mirasıyla sonsuza kadar yaşayamayacağını savunan muhafazakar yorumcular; Çin’in teknolojik sıçraması, Rusya-Ukrayna savaşının maliyetleri ve uluslararası jeopolitik sarsıntılar nedeniyle eski refah düzeyini korumanın artık fedakarlık gerektirdiğini belirtiyor. Hükümetin bu acı reçeteyi halka dürüst bir anlatıyla açıklayamaması, aşırı sağın popülist vaatlerine alan açan temel zafiyet olarak görülüyor.
Berlin kulislerinde, parti içi dengelerin bozulmasından çekinildiği için Merz’e karşı henüz açık bir liderlik darbesi başlatılmadığı konuşuluyor. Ancak krizleri yönetme ve iletişim tarzını kökten değiştirme konusunda direnç gösteren Merz’in, siyasi rakiplerinden ziyade kendi hataları nedeniyle koltuğunu erken bırakmak zorunda kalabileceği değerlendiriliyor.

















