Sinema dünyasında yaklaşık yetmiş yılı geride bırakan dünyaca ünlü İngiliz aktör Anthony Hopkins, ilk aşkı olarak tanımladığı müziğe geri dönüyor. Usta oyuncu, altmış yıldan uzun bir sürede bestelediği 12 eserden oluşan “Life Is a Dream” (Hayat Bir Rüyadır) adlı yeni klasik müzik albümünü piyasaya sürüyor. Albüm; Hopkins’in Galler’deki çocukluğundan, aile bağlarından, zamanın geçişinden ve hayata dair derin düşüncelerinden ilham alıyor.
Decca Classics etiketiyle çıkacak olan albümün kayıtları; dünyaca ünlü Venezuelalı orkestra şefi Gustavo Dudamel yönetiminde, Philharmonia Orkestrası tarafından Londra’daki Alexandra Palace’ta gerçekleştirildi. Kayıtlarda piyanist Sergio Tempo, çellist Gregorio Nieto, Bach Korosu ve Winchester Katedrali koristleri de yer alıyor.
Usta aktörün ikinci klasik müzik albümü
“Life Is a Dream”, Hopkins’in klasik müzik alanındaki ikinci albümü olma özelliğini taşıyor. Sanatçı ilk olarak 2012 yılında Birmingham Şehir Senfoni Orkestrası ile “Composer” adlı albümünü çıkarmıştı. Yeni çalışma, usta ismin Decca Classics ile gerçekleştirdiği ilk iş birliği olurken, geçmişteki bazı eserlerinin yeni orkestral düzenlemelerini ve daha önce duyulmamış bestelerini bir araya getiriyor.
Sinema ve tiyatrodaki devasa başarısına rağmen Hopkins, müzik konusunda zaman zaman yeteneklerinden şüphe duyduğunu samimiyetle dile getiriyor. Kendisini “sahtekar sendromu” (imposter syndrome) hissiyle değerlendiren 88 yaşındaki aktör, buna rağmen beste yapmaktan hiç vazgeçmediğini belirtiyor. Müziğin kendisi için oyunculuktan daha özgür bir alan olduğunu ifade eden Hopkins, 4 yaşında piyano çalmaya başladığını ve ilk bestesi olan bir vals parçasını 1960 yılında, henüz 22 yaşındayken kaleme aldığını söylüyor.
Sinemadan klasik müzik sahnelerine
Hopkins’in bestecilik geçmişi sadece kişisel albümleriyle sınırlı değil. Başrolünü oynadığı 1993 yapımı “Shadowlands” filminin açılış müziğinde imzası bulunan usta isim; yönetip oynadığı 1996 yapımı “August”, 2007 yapımı “Slipstream” ve eşi Stella Hopkins’in yönettiği 2020 yapımı “Elyse” filmlerinin de müziklerini besteledi.
Albümün arkasındaki ilham ve dostluklar
“Life Is a Dream” adını İspanyol yazar Pedro Calderón de la Barca’nın aynı isimli tiyatro oyunundan alıyor. Albümde yer alan “My Fatherland” eseri Hopkins’in Galler’deki köklerine bir saygı duruşu niteliği taşırken, “Stella Aria” ise eşi Stella Hopkins’e adanmış bir parça olarak öne çıkıyor.
Projenin hayata geçmesinde ünlü aktör ve yönetmen Bradley Cooper da kritik bir rol oynadı. Cooper, Hopkins’in bestelerini dinledikten sonra onu orkestra şefi Gustavo Dudamel ile tanıştırdı. Dudamel, Hopkins’in müziklerinin tıpkı oyunculuğu gibi derin bir duygu, insanlık ve hikaye anlatıcılığı barındırdığını vurguluyor.
1992 yılında “Kuzuların Sessizliği” (The Silence of the Lambs) ve 2021 yılında “Baba” (The Father) filmleriyle iki kez En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar kazanan sinema devi, şimdiki en büyük hayalinin ise bestelerini New York’taki ünlü Carnegie Hall sahnelerinde canlı olarak dinleyicilere sunmak olduğunu belirtiyor.



