Küresel bankacılık işlemlerinin omurgasını oluşturan Belçika merkezli SWIFT sistemi, son yıllarda ekonomik yaptırımların jeopolitik bir baskı aracına dönüşmesiyle birlikte tarafsızlık tartışmalarının odağına yerleşti. 1973 yılında kurulan ve günümüzde 200 ülkede 11 binden fazla finans kuruluşunu birbirine bağlayarak günde yaklaşık 60 milyon şifreli mesaj ileten ağ, Batı yaptırımlarının merkez üssü haline geldi. Bu durum başta Çin, Hindistan ve Rusya olmak üzere birçok ülkeyi uluslararası ödeme mekanizmalarında alternatif arayışlara itti.
SWIFT doğrudan para transferi gerçekleştirmese de uluslararası fon akışının güvenli talimatlarını iletmesi sebebiyle sistemden çıkarılan bankaların dış ticaretini ve fon transferlerini fiilen kilitliyor. Bu yaptırım dalgası, 2012’de SEPAM ağını kuran İran’ın ardından Rusya ve Asya devlerinin yerel sistemlerini küresel sahaya sürmesini hızlandırdı.
Rusya yaptırımları aşmak için dijital ağlara yöneldi
Kırım’ın ilhakı sonrasında 2014 yılında kendi mesajlaşma ağı SPFS’yi geliştiren Moskova yönetimi, 2022’de büyük Rus bankalarının SWIFT’ten çıkarılmasıyla bu platforma ağırlık verdi. Süreç içerisinde Promsvyazbank ortaklığıyla kurulan “A7” ağı ve 2025’te devreye alınan rubleye endeksli “A7A5” dijital ödeme kanalı gibi yeni mekanizmalar denendi.
Ancak Rusya’nın geleneksel bankacılık dışındaki bu yeni finans kanalları da ABD yaptırımlarının hedefi olmaktan kurtulamadı.
Çin ve Hindistan’ın bağımsız finans vizyonu
SWIFT’e alternatif geliştirme hamlesi yalnızca yaptırım altındaki ülkelerle sınırlı kalmıyor. Çin, 2015 yılında devreye aldığı Sınır Ötesi Bankalararası Ödeme Sistemi (CIPS) ile uluslararası ticarette yuan kullanımını yaygınlaştırmayı ve bağımsız bir takas altyapısı kurmayı amaçlıyor. Pekin yönetimi, bu adımla küresel ticarette dolara olan bağımlılığı kademeli olarak azaltmayı hedefliyor.
Hindistan ise 2001’de kurduğu SFMS mesajlaşma ağının ardından 2016’da başlattığı Birleşik Ödemeler Arayüzü (UPI) ile dijital ödemelerde devrim yaptı. QR kod ve mobil numaralar üzerinden anlık transfer sağlayan altyapı, çevre ülkelerin sistemleriyle entegre edilerek uluslararası boyuta taşınıyor. Yeni Delhi yaptırımları aşmaktan ziyade doğrudan ticareti kolaylaştırmayı ve rupiyi sınır ötesi işlemlerde öne çıkarmayı önceliklendiriyor.
Alternatif ağlar SWIFT hegemonyasını kırabilir mi?
Geliştirilen yerel sistemler önemli bir büyüme kaydetse de küresel çapta yaygınlık, güvenlik standartları ve uluslararası bankalarca kabul görme konularında SWIFT ile rekabet etmekte henüz istenen seviyeye ulaşabilmiş değil. Ayrıca alternatif bir ağ kurmak, işlem yapan kurumların ikincil yaptırımlardan tamamen muaf olmasını garanti etmiyor.
Uluslararası finans dünyasındaki mevcut mücadele yalnızca bir teknolojik yazılım tercihi olmanın ötesine geçerek para piyasalarına erişim kurallarını kimin belirleyeceği ve dolar hegemonyasının geleceği üzerine odaklanıyor.







