Küresel finans piyasalarında dolar, birbiriyle çatışan makroekonomik dinamiklerin etkisiyle dengelenme çabasında. Enerji maliyetlerindeki artış ve para politikasında sıkılaşma beklentileri Amerikan para birimini desteklerken; teknoloji sektöründeki yapay zekâ yatırımlarının geri dönüşüne dair artan soru işaretleri hisse senedi ve tahvil piyasalarında baskı yaratıyor.
Amerikan dolarının önde gelen para birimleri karşısındaki değerini ölçen dolar endeksi (DXY), geçtiğimiz cuma günü gördüğü iki haftanın en düşük seviyesi olan 101,576 puandan toparlanarak 101,85 puan bandında yatay seyre geçti. Euro/dolar paritesi ise yüzde 0,3 gerileyerek 1,12 seviyesine indi.
Silikon Vadisi harcamaları ve Wall Street baskısı
Doların yukarı yönlü hareketini sınırlayan temel faktörlerin başında, teknoloji hisselerinde yaşanan satış dalgası geliyor. Yatırımcılar; dev teknoloji şirketlerinin veri merkezleri, gelişmiş yarı iletken çipler ve devasa enerji altyapıları için ayırdığı milyarlarca dolarlık bütçelerin sürdürülebilirliğini ve bu harcamaların yeterli gelir yaratıp yaratamayacağını sorguluyor.
Hollanda merkezli finans devi ING’nin döviz stratejisti Francesco Pesole, borsalardaki bu çalkantının para politikasına yansıyabileceğine dikkat çekti. Pesole, hisse senetlerindeki türbülansın devam etmesi halinde ABD Merkez Bankası’nın (Fed) enflasyon yüksek seyretse dahi faiz artırım planlarını yavaşlatmak zorunda kalabileceğini ve bu durumun doların güvenli liman cazibesini törpülediğini ifade etti.
Söz konusu tedirginlik ABD tahvil piyasasında da karşılık buldu. Güvenli varlık arayışıyla Hazine tahvillerine yönelen talep, 10 yıllık gösterge tahvil getirisinin 2,1 baz puan düşerek yüzde 5,076 seviyesine çekilmesine yol açtı. ING analistleri, dolar endeksinin önümüzdeki haftalarda 101 seviyesine kadar gerileyebileceğini, ancak teknoloji kaynaklı baskının diğer sektörlere yayılmaması durumunda daha sert bir çöküş beklenmediğini öngörüyor.
Enerji şoku doları nasıl etkiliyor?
Döviz piyasalarının yönünü belirleyen diğer ana unsur ise küresel petrol fiyatlarındaki dalgalanma olmaya devam ediyor. Net enerji ihracatçısı konumundaki ABD, yükselen petrol fiyatlarından görece avantaj sağlarken; enerji ithalatına bağımlı olan Avro Bölgesi bu maliyet baskısını daha derinden hissediyor.
Alman Commerzbank Döviz Analisti Thu Lan Nguyen, bu avantajın kalıcı bir dolar rallisine dönüşebilmesinin merkez bankalarının reaksiyonuna bağlı olduğunu belirtiyor. Nguyen, piyasaların Fed’den Avrupa Merkez Bankası’na (ECB) kıyasla çok daha agresif bir şahin duruş beklememesi halinde doların kayda değer bir prim yapmasının zor olacağını değerlendiriyor.
Gözler 28 Ekim’deki kritik faiz kararlarında
Yatırımcıların odak noktası, 28 Ekim tarihinde açıklanacak Fed faiz kararına çevrilmiş durumda. Bu kararın hemen ertesi günü ise Avrupa Merkez Bankası faiz politikasını duyuracak. Piyasalar, enerji kaynaklı enflasyonist baskılar ile teknoloji hisselerindeki değer kayıplarının her iki kurumun faiz patikasını nasıl şekillendireceğini yakından izliyor.

















