Küresel iklim krizinde sera gazı emisyonlarına odaklanan araştırmalar, fosil yakıtların yanı sıra hayvancılık sektöründen kaynaklanan metan gazının yıkıcı etkisini uzun süredir gündemde tutuyor. Karbondioksite kıyasla ilk 20 yılda yaklaşık 80 kat daha fazla ısı tutma kapasitesine sahip olan metan gazı, gezegenin kısa vadedeki ısınmasında kritik rol oynuyor. Hakemli bilimsel dergi PLOS Climate’ta yayımlanan kapsamlı bir araştırma ise ABD’deki et üreticilerinin bu gerçeği örtbas etmek için yıllarca sistematik bir algı operasyonu yürüttüğünü ortaya koydu.
Miami Üniversitesi bünyesinde çalışan araştırmacılar Jennifer Jacquet ve Loredana Loy, Amerikan Miras Merkezi’nde bulunan ve 1986-1996 yıllarını kapsayan yüzlerce resmi iç yazışmayı inceledi. Arşiv kayıtları, ABD Ulusal Sığır Yetiştiricileri Birliği’nin (NCBA), büyükbaş hayvancılık ile küresel ısınma arasındaki bağı ortaya koyan ilk bilimsel bulguları çözüme kavuşturmak yerine halkla ilişkiler taktikleriyle manipüle ettiğini gösterdi.
Bilimsel uyarılar pazarlama krizi gibi yönetildi
Nobel ödüllü atmosfer kimyageri Paul Crutzen’in 1986 tarihli makalesi, evcil hayvan kaynaklı küresel metan salımının yaklaşık yüzde 74’ünden doğrudan sığırların sorumlu olduğunu kanıtlamıştı. Hemen ardından, 1989 yılında ABD Çevre Koruma Ajansı (EPA) yayımladığı raporda, insan kaynaklı toplam küresel metan emisyonlarının yüzde 15 ila 20’sinin yetiştirilen sığırlardan kaynaklandığını ilan etti.
Söz konusu toplantılara temsilci göndermesine rağmen birlik yönetimi, hayvancılık yöntemlerini iyileştirmek veya emisyonları azaltacak yem katkı maddeleri geliştirmek yerine dev bütçeli bir PR kalkanı oluşturdu. Belgeler, birliğin 1990 yılında yalnızca halkla ilişkiler çalışmalarına 2,3 milyon dolar ayırdığını ve bu bütçenin neredeyse yarısını çevre iddialarını çürütmek için harcadığını belgeliyor.
Yanıltıcı hesaplamalar ve basına servis edilen veriler
Et lobisi, sorunun büyüklüğünü perdelemek amacıyla akademik çevrelere de yöneldi. Hakem denetiminden geçmemiş raporlar hazırlatılan Texas A&M Üniversitesi öğretim üyesi Floyd Byers, ABD’deki sığırların küresel metan salımına katkısının yalnızca “yüzde 0,5” olduğunu öne sürdü. Ancak arşiv incelemesi, bu oranın tamamen manipülatif bir matematiksel yöntemle elde edildiğini ortaya çıkardı. Byers’ın pay kısmına yalnızca ABD’deki etlik sığırları koyarken, payda kısmına bataklıklar, permafrost tabakası ve termitler gibi müdahale edilemeyen tüm doğal metan kaynaklarını dahil ettiği saptandı. Gerçeği yansıtmayan bu oran, The New York Times gibi saygın basın kuruluşlarına uzman görüşü adı altında servis edildi.
Çocuk kitaplarına sansür ve yeşil aklama
Sektörün propagandası sadece basın bültenleriyle sınırlı kalmadı. 1990 yılındaki Dünya Günü kutlamalarında sığır yetiştiricileri “doğanın ilk koruyucuları” olarak lanse edildi, inekler ise reklam metinlerinde “doğal geri dönüşüm makineleri” olarak tanımlandı. Hatta 1991 yılında, dönemin popüler çizgi dizisi Ninja Kaplumbağalar temalı bir çocuk eğitici kitapçığında yer alan “et tüketimini dengeleme ve ineklerin gaz salımına dikkat çekme” tavsiyesi, birliğin uyguladığı yayıncı baskısı nedeniyle yeni baskılardan tamamen çıkarıldı.
Resmi veriler, 1990 ile 2022 yılları arasında ABD’nin toplam metan emisyonunun atık yönetimi ve enerji sektöründeki tedbirlerle yüzde 19 gerilediğini; ancak hayvancılık kaynaklı emisyonların durmaksızın yükseldiğini gösteriyor. Gübre yönetiminden kaynaklanan metan salımının 63 bin tondan 150 bin metrik tona fırladığı belirtilirken, uzmanlar fosil yakıt lobilerinde görülen bilgi kirliliği ve manipülasyon yöntemlerinin günümüzde de benzer biçimde sürdürüldüğü uyarısında bulunuyor.

















