Yeni eğitim-öğretim yılının başlamasıyla birlikte okul bahçelerinde yaşanan vedalaşma anları, ağlama krizleri ve sınıfa girmekte tereddüt eden adımlar birçok aile için tanıdık bir tablo oluşturuyor. Uzmanlar, okul kaygısının yalnızca ilkokula yeni başlayan miniklere özgü olmadığını; ortaokul ve lise kademelerinde de biçim değiştirerek varlığını sürdürdüğünü belirtiyor.
Psikolojik Danışman Dr. Vefa Ebu Musa, her çocuğun yeni bir ortama adaptasyon sürecinin farklı olduğuna dikkat çekerek, kaygılı hissetmenin bir yetersizlik ya da zayıflık göstergesi olmadığını vurguladı. Ebu Musa, özellikle “Bak, diğer çocuklar hiç ağlamıyor” şeklindeki kıyaslamaların çocuğun özgüvenine zarar verdiğini ve ebeveynlerin çocuklarına öncelikle güven duygusu aşılaması gerektiğini ifade etti.
Velilerin iyi niyetli hataları kaygıyı körüklüyor
Ebeveynlerin koruma içgüdüsüyle sergilediği bazı davranışların kaygıyı farkında olmadan kronikleştirdiğini belirten uzmanlar, sık yapılan şu hatalara işaret ediyor:
- Bulaşıcı Stres: Çocuğa “Korkma” derken annenin aşırı gergin görünmesi veya okul kapısında saatlerce beklemesi, çocuğa bilinçaltında buranın güvensiz bir yer olduğu mesajını veriyor.
- Ağlayınca Eve Götürmek: Çocuğun ısrarlı ağlamalarına dayanamayıp onu eve geri götürmek, kaçmanın kaygıyla başa çıkma yöntemi olarak kodlanmasına yol açıyor.
- Gizlice Kaçmak ve Sahte Vaatler: “Kapıda bekliyorum” deyip habersizce okuldan ayrılmak, çocuğun ebeveynine olan temel güvenini sarsıyor. Veda anlarının kısa, sakin ve net olması gerekiyor.
Yaş büyüdükçe kaygının nedeni değişiyor
Amerikan Psikoloji Derneği (APA) verilerine göre okul korkusu yaş gruplarına göre farklı dinamiklerden besleniyor:
- İlkokul Dönemi: Anne-babadan ayrılma korkusu, kaybolma endişesi ve yabancı yetişkinlerle kalma tedirginliği öne çıkıyor.
- Ortaokul Seviyesi: Akran baskısı, arkadaş edinememe, dışlanma korkusu, geçmişte yaşanan akran zorbalığının etkileri ve ergenlikteki bedensel değişimler kaygıyı tetikliyor.
- Lise Çağı: Akademik başarı kaygısı, not baskısı, sınav stresi, gelecek korkusu ve sosyal kimlik arayışı ön plana çıkıyor.
Ne zaman uzmana başvurulmalı?
Uyum kaygısının ilk birkaç hafta içinde hafifleyerek kaybolması beklenirken; sürecin uzaması ve çocuğun günlük yaşamını kilitlemesi durumunda profesyonel destek öneriliyor.
Tıbbi bir nedeni bulunmayan sabah mide bulantıları, baş ağrıları, karın ağrıları, sürekli okula gitmeyi reddetme ve sosyal çevreden tamamen izole olma gibi psikosomatik belirtiler görüldüğünde bir çocuk psikoloğuna başvurulması tavsiye ediliyor.
Uzmanlar; okul başlamadan önce uyku düzeninin oturtulmasını, okul binasının önceden birlikte gezilmesini, ders sonrasında çocuğun kaygılarını dinleyip “Gül koklama ve mum üfleme” gibi basit nefes egzersizleriyle bedenini rahatlatmayı öneriyor.















