Fransız edebiyatının en prestijli taltifi kabul edilen Goncourt Ödülü (Le Prix Goncourt), 2026 sezonunun ilk uzun listesini kamuoyuna duyurdu. Goncourt Akademisi tarafından açıklanan ve 9 erkek, 7 kadın yazarın imzasını taşıyan 16 romanlık seçki; savaştan göçe, aile sırlarından tarihi hesaplaşmalara uzanan tematik zenginliğiyle çağdaş Fransız ve Frankofon edebiyatının güncel panoraması niteliğini taşıyor.
Listede Philippe Jaenada, Yannick Haenel ve Olivier Rolin gibi usta kalemlerin yanı sıra Ananda Devi, Lilia Hassaine ve ilk romanıyla yarışa dahil olan Haitili yazar Thélyson Orélien gibi güçlü sesler dikkat çekiyor.
Tarihin izini süren ve otobiyografik anlatılar
Açıklanan ilk seçkideki eserler, bireysel bellek ile kolektif hafıza arasındaki kırılma noktalarına odaklanıyor:
- Tarihsel ve suç dosyaları: Philippe Jaenada, *L’Inconnue du Quai de Javel* romanında 1949 yılında Paris’te işlenen faili meçhul bir kadın cinayetini arşiv kayıtlarıyla aydınlatıyor. Olivier Rolin *La Guerre éternelle* ile Anadolu’daki Truva Savaşı’nın izinden şiddetin kökenlerini sorgularken, Jean-Yves Jouannais *Une forêt* ile savaşın insan üzerindeki tahribatını ele alıyor.
- Kişisel hafıza ve aile: Boris Bergmann, *Minotaure* adlı otobiyografik romanında 23 yaşında hiç görmediği babasıyla karşılaşan bir gencin iç dünyasını işliyor. Clémentine Mélois *Choses que je croyais perdues* ile ayrılık sonrası geride kalan nesnelerin hafızasını, Louise Chennevière *Faire la peau* ile anne-kız çatışmasını, Emma Marsantes ise *N’efface pas mes cercles* ile ataerkil baskı ve sömürge geçmişini irdeliyor.
Merkez dışından gelen sesler ve sansür davaları
Seçkide Fransız coğrafyasının dışındaki deneyimlere de geniş yer ayrıldı. Hint asıllı Mauritiuslu yazar Ananda Devi, *Chronique d’un royaume perdu* romanında ada tarihindeki kölelik geçmişini 4 kuşağın gözünden aktarıyor. Haitili şair Thélyson Orélien *C’était ça ou mourir* ile Latin Amerika üzerinden Kanada’ya uzanan zorunlu göç hikâyesini anlatırken, Olivier Guez *Joseph dans la nuit* eserinde 2022 yılında İran’da geçirdiği iki yıllık cezaevi tecrübesini edebiyata aktarıyor. Cezayir kökenli Lilia Hassaine ise *Je* adlı romanında Jane Eyre anlatısındaki Antoinette Cosway karakterine bağımsız bir ses kazandırıyor.
Öte yandan Patrice Trigano *Bataille au procès* romanında, 1956 yılında Marquis de Sade’ın eserlerini basması nedeniyle yargılanan ünlü yayıncı Jean-Jacques Pauvert’in tarihi sansür davasını ve filozof Georges Bataille’ın tanıklığını sahneliyor.
Sembolik ödül, devasa tiraj
1903 yılından bu yana verilen Goncourt Ödülü, kazanan yazara yalnızca 10 avroluk sembolik bir çek takdim etmesine rağmen, sağladığı yüz binlerce adetlik tiraj ve onlarca dile yapılan çevirilerle küresel yayıncılık pazarının en etkili ödülü sayılıyor. Ödülün 2025 yılındaki sahibi Laurent Mauvignier, *La Maison vide* (Boş Ev) adlı romanıyla 630 binin üzerinde satış rakamına ulaşmıştı.
Akademi, 16 eserden oluşan uzun listeyi 6 Ekim’de 8 kitaba, 27 Ekim’de ise 4 finalist romana indirecek. Goncourt 2026’nın kazananı, gelenekselleştiği üzere 3 Kasım’da Paris’teki tarihi Drouant Restoranı’nda düzenlenecek jüri toplantısının ardından ilan edilecek.

















