Üniversite ve yüksek lisans mezunlarının iş gücü piyasasına adım atarken karşılaştığı engeller giderek derinleşiyor. Akademik eğitimin tek başına yeterli görülmediği modern iş dünyasında, yeni mezunlar “tecrübesiz işe alınmama, işe alınmadıkça tecrübe kazanamama” şeklindeki kısır döngüye hapsolmuş durumda.
İsviçre merkezli Le Temps gazetesinin yayımladığı bir rapor, yüksek lisans diplomasına sahip gençlerin dahi iş bulma süreçlerinde ciddi tıkanıklıklar yaşadığını gözler önüne seriyor. Raporda yer alan örneklere göre, öğrencilik döneminde birden fazla geçici işte çalışarak geçimini sağlayan adaylar, bu deneyimlerinin özgeçmişlerinde “dağınık ve hedefsiz” görülmesi nedeniyle işverenler tarafından elenebiliyor.
Rakamlar sorunun boyutunu ortaya koyuyor
İsviçre Federal İstatistik Ofisi verileri, istihdam piyasasındaki daralmanın sadece bireysel bir algı olmadığını net verilerle doğruluyor. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) standartlarına göre yapılan ölçümlerde, İsviçre üniversitelerinden yüksek lisans derecesiyle mezun olanlar arasındaki işsizlik oranı mezuniyetten bir yıl sonra dikkat çekici bir artış gösterdi. 2023 yılında yüzde 3,9 olan oran, 2025 yılı verilerine göre yüzde 6,4 seviyesine yükseldi.
Benzer şekilde, kariyer hedeflerine uygun bir pozisyon bulmakta zorlanan yüksek lisans mezunlarının oranı da 2022 mezunlarında yüzde 30 iken 2024 mezunlarında yüzde 44,1’e çıktı. İş arama sürecinde zorluk yaşayan gençlerin yaklaşık üçte ikisi, karşılaştıkları en büyük engelin “mesleki deneyim eksikliği” olduğunu belirtiyor. Beşeri ve sosyal bilimler alanlarında ise tablonun daha sert olduğu, işsizlik oranının yüzde 5,1’den yüzde 8,5’e fırladığı görülüyor.
İşverenlerin tecrübe baskısı ve staj engeli
Bern Üniversitesi Eğitim Ekonomisi Araştırma Merkezi Direktörü Stefan Wolter, işverenlerin tecrübeli çalışan tercih etmesinin ekonomik gerekçelere dayandığına dikkat çekiyor. Wolter’e göre yeni mezun bir çalışanı eğitmek ciddi zaman ve bütçe yatırımı gerektirirken, deneyimli adaylar ilk günden itibaren doğrudan katma değer üretebiliyor.
Ancak bu durum mezunlar için aşılması güç bir duvar örüyor. Çözüm olarak görülen staj imkanları ise her öğrenci için eşit şartlar sunmuyor. Lozan Üniversitesi verilerine göre staj yapabilen edebiyat fakültesi öğrencilerinin oranı yüzde 13, sosyal bilimlerde yüzde 8, siyaset biliminde ise yalnızca yüzde 11 düzeyinde kalıyor. Stajların çoğunun ücretsiz ya da çok düşük ücretli olması, maddi güvencesi bulunmayan gençlerin deneyim kazanma şansını tamamen ellerinden alıyor.
Yapay zeka başlangıç seviyesindeki işleri azaltıyor
İş gücü piyasasındaki yapısal dönüşüm, yapay zeka ve otomasyon teknolojilerinin gelişimiyle birlikte daha da karmaşık bir hal alıyor. Eskiden kurumlarda başlangıç seviyesindeki personelin üstlendiği temel operasyonel ve rutin görevlerin büyük kısmı, günümüzde algoritmalar tarafından yürütülüyor. Bu durum, genç profesyonellerin mutfakta işi öğrenmelerine imkan tanıyan giriş kapılarını daraltıyor.
Uzun süren iş arama süreçleri ve arka arkaya gelen yanıtsız başvurular, gençlerin yalnızca maddi durumunu değil, mesleki özgüvenini de zedeliyor. Gelinen noktada iş dünyasının “ilk günden itibaren hazır personel” beklentisi, yeni mezunların yetkinliklerini kanıtlayabilecekleri adil fırsatlara ulaşmasını her geçen gün daha da zorlaştırıyor.

















