İngiltere Parlamentosu’nun üst kanadı olan Lordlar Kamarası’nda sağlık reformu tasarısının görüşüldüğü oturumda tarihi bir an yaşandı. Doğumu sırasında spinal müsküler atrofi teşhisi konulan ve yıllar içinde konuşma yetisini büyük oranda kaybeden 67 yaşındaki engelli hakları savunucusu Barones Jane Campbell, yapay zekayla yeniden üretilen sesiyle genel kurula hitap etti.
Kürsüde ilk olarak solunum cihazına bağlı doğal ve yorgun sesiyle söz alan Campbell, oturumu yöneten komiteye teknolojiyi salona taşımasına izin verdikleri için teşekkür etti. Ardından “Lordlar Kamarası üyeleri, izin verirseniz size Barones Campbell’ın ikinci sürümünü takdim edeyim” diyerek konuşmasını yapay zekayla üretilen ses kaydına devretti.
30 saniyelik eski kayıttan tam ses klonlama
Konuşmanın teknik altyapısını ses sentezi alanında uzmanlaşan yapay zeka şirketi üstlendi. Geliştirilen model, Barones Campbell’ın hastalığının konuşmasını zayıflatmadığı önceki yıllara ait ses ve video arşivlerini tarayarak orijinal ses tonunu, vurgularını ve konuşma ritmini yeniden inşa etti. Uzmanlar, yapay zekanın kişinin hastalığını iyileştirmediğini ya da kas kontrolünü geri getirmediğini; yalnızca ses arşivlerini analiz ederek kaybettiği kimliğini ona geri kazandırdığını vurguladı.
Sosyal medya ikiye bölündü: Umut mu, güvenlik riski mi?
İngiltere siyasetinde ilk kez kayıtlara geçen bu gelişme, dijital platformlarda ve sosyal medya ağlarında hızla gündem oldu. Kullanıcıların büyük bölümü, teknolojinin bireysel bağımsızlığı geri kazandıran ve engelli bireylerin karar alma mekanizmalarında aktif yer almasını sağlayan insani yönünü övgüyle karşıladı. Birçok yorumcu, sesin bir insanın temel kimliği olduğunu ve bu adımın karar mercilerindeki diğer bireylere de cesaret vereceğini dile getirdi.
Buna karşılık platformlardaki tartışmalarda ses klonlama teknolojisinin taşıdığı risklere de dikkat çekildi. Kısa ses kayıtlarından dahi kusursuz taklitler üretebilen sistemlerin özellikle bankacılık dolandırıcılığı, kimlik hırsızlığı ve sahte teyit süreçlerinde kötüye kullanılabileceği hatırlatıldı. Kullanıcılar, bu tür devrim niteliğindeki adımların suistimal edilmemesi ve teknolojinin bir tehdide dönüşmemesi adına uluslararası düzeyde sıkı yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerektiği yönünde uyarılarda bulundu.

















