Bir ailede birden fazla kişiye kanser teşhisi konulması, hastalığın doğrudan genetik miras yoluyla aktarıldığı algısına yol açsa da onkoloji ve tıbbi genetik uzmanları gerçeğin sanılandan çok daha farklı olduğunu ortaya koyuyor. Amerikan Ulusal Kanser Enstitüsü (NCI) verilerine göre, ebeveynlerden çocuklara geçen doğrudan kanserin kendisi değil; yalnızca riski artıran genetik yatkınlıktır.
Tüm kanser vakalarının yalnızca yüzde 5 ila 10’luk küçük bir kısmı doğrudan kalıtsal gen mutasyonlarından kaynaklanırken, vakaların ezici çoğunluğu yaşlanma, tütün kullanımı, obezite ve çevresel maruziyetler gibi değiştirilebilir faktörlerin etkisiyle ortaya çıkıyor.
Ailede kanser sıklığının arkasındaki nedenler
Uzmanlar, aile bireylerinde benzer tümörlerin kümelenmesini tek bir genetik arızayla açıklamanın her zaman doğru olmadığını vurguluyor:
-
Ortak çevresel maruziyet: Aynı evde veya çevrede yaşayan bireylerin benzer hava kirliliğine, beslenme alışkanlıklarına ya da pasif içiciliğe maruz kalması riski kolektif olarak artırır.
-
Yaşam tarzı benzerliği: Tütün kullanımı, hareketsiz yaşam ve beslenme biçimi gibi faktörlerin nesiller boyu paylaşılması kümeleşmeyi tetikler.
-
Kalıtsal olmayan genetik hatalar: Hücre bölünmesi sırasında çevresel etkenlerle sonradan meydana gelen mutasyonlar sonraki nesillere aktarılmaz.
Aile öyküsünde hangi belirtiler genetik riske işaret eder?
Ailesel geçmişin tıbben dikkate değer bulunması ve genetik danışmanlık önerilmesi için şu kritik kriterlere bakılır:
-
Hastalığın 50 yaşından önce, yani alışılagelenden erken yaşlarda teşhis edilmesi
-
Birinci derece akrabalarda (anne, baba, kardeş) aynı veya ilişkili kanser türlerinin tekrarlaması
-
Bir bireyde birden fazla bağımsız primer tümörün ortaya çıkması
-
Birden fazla kuşakta kesintisiz kanser vakalarının görülmesi
Genetik testler kesin bir gelecek tahmini sunmaz
Genetik testler, kişinin kesin olarak kansere yakalanıp yakalanmayacağını söyleyen kehanet araçları değildir; yalnızca bilinen yüksek riskli mutasyonları tarar. Test sonucunun negatif çıkması dahi, tanımlanamayan diğer ailesel faktörler nedeniyle riskin tamamen sıfırlandığı anlamına gelmez.
CA: A Cancer Journal for Clinicians dergisinde yayımlanan kapsamlı bir araştırma, yetişkinlerde görülen kanser vakalarının yaklaşık yüzde 40’ının sigarayı bırakmak ve sağlıklı kiloyu korumak gibi önlenebilir adımlarla engellenebildiğini gösteriyor. Uzmanlar, ailede hastalık geçmişi bulunsa dahi sağlıklı yaşam tarzı ve düzenli tarama protokollerinin en güçlü koruma kalkanı olduğunu vurguluyor.



