Bilim insanları, “sismik tomografi” teknolojisinden yararlanarak Amerika Birleşik Devletleri’nin kuzeydoğusunda yer alan “Kuzey Apalaş Anomalisi” bölgesinde, çevresine kıyasla belirgin şekilde daha sıcak olan devasa bir kayaç kütlesi tespit etti. Yapılan jeofiziksel modellemeler, bu yer altı yapısının güneybatıya, yani New York kenti istikametine doğru son derece yavaş bir hızla ilerlediğini ortaya koydu.
Journal of Geophysical Research dergisinde yayımlanan çalışmada, tıp alanındaki bilgisayarlı tomografi yöntemine benzer bir prensiple yer kabuğundan geçen sismik dalgaların yayılma hızları incelendi. Deprem dalgalarının daha sıcak ya da farklı kimyasal bileşime sahip kayaç tabakalarından geçerken yavaşlaması prensibine dayanan yöntem sayesinde yer altının üç boyutlu haritası çıkarıldı.
200 kilometre derinlikte sıcak manto yapısı
ABD ve Kanada’daki sismik istasyon ağlarının yanı sıra New England bölgesini oluşturan altı eyalete (Massachusetts, Connecticut, Rhode Island, New Hampshire, Vermont ve Maine) yerleştirilen geçici ölçüm cihazlarından toplanan veriler, anomalinin boyutlarını gözler önüne serdi:
-
Derinlik: Sıcak kütle, yer kabuğunun altında, üst manto katmanında 60 ila 200 kilometre derinlik aralığında yer alıyor.
-
Dalga hızı: En belirgin noktalarda en hızlı sismik dalgalar olan “P dalgaları”, bölgeden geçerken beklenenden yüzde 4 daha yavaş hareket ediyor; bu durum sıcak kayaç varlığını doğruluyor.
1 milyon yılda 19 kilometre hareket ediyor
Jeodinamik simülasyonlar, bu yer altı anomalisinin güneybatı yönünde her 1 milyon yılda yaklaşık 19 kilometre hızla kaydığını gösteriyor. Mevcut hareket hızı baz alındığında, yapının New York bölgesinin altına ulaşmasının yaklaşık 10 ila 15 milyon yılı bulabileceği hesaplanıyor.
Araştırmacılar, elde edilen bulguların New York için acil bir jeolojik tehdit ya da volkanik patlama riski taşımadığının altını çiziyor. İnsan ömrü ölçeğinde neredeyse fark edilemeyecek kadar yavaş ilerleyen bu süreç, milyonlarca yıldır tektonik açıdan stabil kabul edilen Kuzey Amerika kıtasının derinliklerinde dahi karmaşık ve dinamik jeolojik süreçlerin devam ettiğini göstermesi açısından büyük bilimsel önem taşıyor.



