Küresel finans piyasalarının gösterge faizi olarak kabul edilen ABD 10 yıllık Hazine tahvilinin getirisi, pazartesi günü Ekim 2023’ten bu yana ilk kez yüzde 5 eşiğini aşarak kritik bir rekor kırdı. Enflasyon baskılarının yeniden tırmanışa geçmesi ve ABD Merkez Bankası’nın (FED) para politikası patikasına yönelik artan belirsizlikler, devlet borçlanma senetleri piyasasında sert satış dalgasına yol açtı.
Reuters’ın aktardığı piyasa verilerine göre 10 yıllık tahvil getirisi 2,9 baz puanlık artışla yüzde 5,004 seviyesine yükseldi. Tahvil fiyatları ile faiz getirilerinin ters orantılı hareket etmesi nedeniyle faizlerdeki bu sıçrama, ikincil piyasada tahvil fiyatlarının hızla değer kaybettiğini ortaya koyuyor.
Petrol şoku ve FED toplantısı öncesi fiyatlama
Tahvil piyasalarındaki yukarı yönlü kırılmanın arkasında faiz beklentilerinin yeniden şekillenmesi yer alıyor. Küresel enerji fiyatlarındaki sıçrama ve petrol arzındaki aksaklıklar, enflasyonun yüzde 2’lik FED hedefinin üzerinde kalıcı hale geleceğine yönelik endişeleri canlandırdı. Yatırımcılar, 15-16 Eylül tarihlerinde gerçekleştirilecek Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısı öncesinde faiz indirimlerinden ziyade parasal sıkılaşmanın daha uzun süre korunacağı senaryosunu fiyatlamaya başladı.
40 trilyon dolarlık borç yükü ve küresel piyasalara etkileri
Gösterge tahvil faizinin yeniden yüzde 5 seviyesinin üzerine çıkması, yalnızca sabit getirili menkul kıymetleri değil, küresel borçlanma mimarisini doğrudan etkiliyor:
- Borçlanma maliyetleri artıyor: ABD 10 yıllık getirisi; konut kredilerinden (mortgage) kurumsal şirket tahvillerine ve tüketici kredilerine kadar geniş bir finansal yelpazede taban referans faiz olarak kabul ediliyor.
- Hisse senedi piyasaları baskılanıyor: Yüzde 5’lik risksiz getiri seviyesi tahvilleri hisse senetlerine kıyasla daha cazip bir yatırım alternatifine dönüştürürken, şirket değerlemeleri ve küresel borsalar üzerinde ciddi bir kâr satışı baskısı oluşturuyor.
- Borç stoku ve bütçe açığı alarmı: ABD’nin toplam kamu borcunun 40 trilyon doları aşması ve bütçe açığının Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’ya (GSYİH) oranının yüzde 6 seviyesinde seyretmesi, yatırımcıların uzun vadeli kamu borçlarını taşımak için daha yüksek bir risk primi ve getiri talep etmesine yol açıyor.

















