Hürmüz Boğazı ve çevresinde ABD ile İran arasında sağlanan kırılgan ateşkes süreci devam ederken, bölgedeki askeri hareketlilik yeni ve alışılmadık bir boyuta evriliyor. İranlı sertlik yanlısı grupların petrol ihracatına yönelik kısıtlamaları bir “savaş ilanı” olarak tanımlamasının ardından, Tahran’ın ablukayı kırmak için asimetrik askeri yöntemleri devreye sokmaya hazırlandığı iddia edildi.
Canlı mühimmatlar ve siber sabotaj tehdidi
Bölgedeki yerel kaynaklara dayandırılan iddialara göre, Devrim Muhafızları’nın özel eğitimli yunusları, üzerlerine yerleştirilen mayınlarla ABD savaş gemilerine karşı kullanabileceği belirtiliyor. Tahran’ın stratejisi sadece canlı mühimmatlarla sınırlı değil; Devrim Muhafızları’nın stratejik su yollarındaki denizaltı faaliyetlerini artırdığı ve boğazın derinliklerinden geçen küresel internet ile telefon kablolarını keserek uluslararası iletişimi felç etme tehdidinde bulunduğu ifade ediliyor.
Maliyet hesabı değişiyor
Siyasi analistler ve savunma uzmanları, İranlı karar vericilerin mevcut ekonomik darboğaza katlanmak yerine, kontrollü bir sıcak çatışmayı “daha az maliyetli” bir seçenek olarak görmeye başladığına dikkat çekiyor. 2026 yılının ilk yarısında tırmanan bu gerilim, Hürmüz Boğazı’nın sadece bir enerji geçiş noktası değil, aynı zamanda teknolojik ve biyolojik unsurların da dahil olduğu hibrit bir savaş sahasına dönüşebileceği endişesini artırıyor. Bölgedeki krizin askeri ve lojistik risk primlerini 2027 yılına kadar yüksek tutacağı öngörülüyor.

