1967 yılında patlak veren Altı Gün Savaşı, Orta Doğu tarihini değiştirdiği kadar, Süveyş Kanalı’nın ortasında kalan 14 ticari geminin de kaderini belirledi. Mısır’ın İsrail’in Sina Yarımadası’nı işgali sonrası kanalı tüm deniz trafiğine kapatma kararı, İngiltere, Almanya, Polonya, İsveç, Fransa, Çekoslovakya, ABD ve Bulgaristan bayraklı 14 geminin Büyük Acı Göl (Bitter Lakes) bölgesinde mahsur kalmasına neden oldu.
Sina Çölü’nün yakıcı rüzgarları ve kum fırtınalarıyla gemilerin gövdelerini kaplayan yoğun kum tabakası, bu gemi grubuna yıllar içinde hafızalara “Sarı Filo” adını kazandırdı.
Göl ortasında kurulan minyatür dünya
Gemiler, başlangıçta birkaç haftalık bir bekleyiş öngörürken, siyasi krizin çözülememesiyle sekiz yıla yayılan bir “sürgün” yaşamaya başladı. Bu süre zarfında gemilerde görev yapan yaklaşık 3 bin denizci, tecridi bir avantaja dönüştürerek Büyük Acı Göl’de benzersiz bir topluluk inşa etti.
Denizcilerin kurduğu düzen:
-
Büyük Acı Göl Derneği (GBLA): Denizciler, gemiler arası koordinasyonu sağlamak ve sosyal yaşamı yönetmek için kendi resmi derneklerini kurdular.
-
Sosyal yaşam ve spor: Rutini kırmak adına kendi aralarında bir “Mini Olimpiyat” düzenlediler. Futboldan kürek yarışlarına kadar birçok branşta turnuvalar organize ettiler.
-
Kendi postaları: İletişim kopukluğunu gidermek için kendi posta pullarını bastılar ve mühürlerini oluşturdular. Bu pullar, bugün dünya genelindeki filatelistler için eşsiz birer tarihi koleksiyon parçası haline geldi.
Bu topluluk, savaşın ve siyasi anlaşmazlıkların ortasında, tarafsız bir bölgede adeta bağımsız bir “mikro devlet” işlevi görerek denizcilik tarihinin en ilginç sosyal deneylerinden birini gerçekleştirdi.
8 yılın ardından gelen “özgürlük”
Gemilerin tecrit süreci, 1973 yılında gerçekleşen Ekim Savaşı’nın ardından bölgedeki siyasi dengelerin değişmesi ve Mısır’ın Süveyş Kanalı’nı yeniden uluslararası seyrüsefere açma kararıyla sona erdi. Başkan Enver Sedat’ın 7 Mayıs 1975’te kanalın yeniden açıldığını duyurması, “Sarı Filo”nun da kurtuluşunun müjdesi oldu.
Ancak sekiz yıllık çöl iklimi ve kum fırtınaları, gemilerin motorlarına ve gövdelerine ağır zarar vermişti. Sadece iki Alman gemisi kendi güçleriyle hareket edebilirken, geri kalan tüm gemiler römorkörler yardımıyla kanaldan çıkartılabildi. Gemiler ana vatanlarına döndüklerinde, sadece birer ticari araç olarak değil, tarihin en uzun ve en barışçıl “tehcir” hikayesinin kahramanları olarak görkemli bir şekilde karşılandılar.



