İnsanların konuşma biçimi ve ses tonundaki değişimler, biyolojik yaşlanmanın hızına ve beyin sağlığına dair bilinmeyenleri açığa çıkarıyor. Bilim insanları tarafından geliştirilen ve “konuşma saati” adı verilen otomatik hesaplama aracı, sesin biyolojik yaş ve bilişsel gerileme hakkında önemli ipuçları taşıdığını ortaya koydu. Elde edilen bulgular; Alzheimer ve demans gibi nörodejeneratif hastalıkların erken teşhisinde cerrahi müdahale gerektirmeyen, basit ve pratik tarama yöntemlerinin geliştirilmesine zemin hazırlıyor.
Latin Amerika’da İspanyolca konuşan yaklaşık 3 bin kişinin ses kayıtları üzerinden yürütülen çalışmada, katılımcılara kısa film anlatımı ve hikaye hatırlama gibi sözel görevler verildi. Makine öğrenimi algoritmaları; konuşma hızından duraklama sürelerine, ses tonundan kelime dağarcığına ve anlamsal doğruluğa kadar yüzlerce farklı parametreyi detaylıca analiz etti.
Ses yaşı ile gerçek yaş arasındaki fark demans belirtisi
Yapay zeka sistemi, her katılımcı için özel bir “konuşma yaşı” belirleyerek bunu bireylerin kronik takvim yaşıyla karşılaştırdı. Sağlıklı bireylerde biyolojik yaş ile konuşma yaşı birbirine oldukça yakın seyrederken; Alzheimer ve frontotemporal demans hastalarında bu makasın ciddi oranda açıldığı tespit edildi.
- Konuşma yaşı yüksek çıkan bireylerin beyin MR taramalarında hücresel yaşlanma bulgularına rastlandı.
- Bu kişilerin kan tahlillerinde, Alzheimer hastalığının temel biyolojik göstergelerinden biri sayılan “p-Tau217” protein seviyelerinin belirgin şekilde yüksek olduğu görüldü.
- Konuşması yaşından daha yaşlı duyulan katılımcılar; hafıza, dikkat, problem çözme ve görsel hafıza gibi hem sözel hem de sözel olmayan testlerde düşük performans sergiledi.
Uzmanlar, bu sistemin standart elektronik cihazlar üzerinden uzaktan uygulanabilir, düşük maliyetli ve güvenli bir ön izleme imkanı sunacağını belirtiyor. Ancak yöntemin şu aşamada kesin bir tanı aracı olarak kabul edilmediği vurgulanıyor.
Ses bozuklukları bilişsel gerileme riskini katlıyor
Philadelphia’daki Drexel Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından yürütülen ve 50 yaş üzeri 833 binden fazla kişinin verilerini inceleyen bir diğer araştırma, ses bozukluklarının risk tablosunu somut verilerle ortaya koydu. Journal of Voice dergisinde yayımlanan analize göre, ses teli felci, larenjit veya ses kısıklığı gibi sorunlar yaşayan bireylerde risk oranları dikkat çekici boyutlara ulaşıyor:
- İşitme kaybı olmaksızın yalnızca ses bozukluğu yaşayan bireylerin gelecekte demans veya bilişsel zayıflık yaşama ihtimali yüzde 58 daha yüksek çıkıyor.
- Hem ses bozukluğu hem de işitme kaybını bir arada yaşayan kişilerde bu risk oranı yüzde 104’e kadar yükseliyor.
- Tek başına işitme kaybı yaşayanlarda ise bilişsel zayıflama riski yüzde 27 seviyesinde kalıyor.
Sosyal izolasyon beyin sağlığını olumsuz etkiliyor
Araştırmacılar, ses problemlerinin bilişsel gerilemeyle olan bağının kısmen sosyal izolasyondan kaynaklandığına dikkat çekiyor. Konuşurken veya sesini kullanırken ağrı ve zorluk yaşayan kişilerin sosyal ortamlardan uzaklaşması, beynin ihtiyaç duyduğu zihinsel ve sosyal uyarımı azaltarak gerileme sürecini hızlandırabiliyor.
Uzmanlar, her ses bozukluğunun doğrudan demans anlamına gelmediğini ve mevcut sonuçların istatistiksel bir korelasyona dayandığını hatırlatarak, kesin klinik protokoller için daha geniş kapsamlı klinik araştırmalara ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor.
















