Çocuklar neden hayal kırıklığı yaşamalı: Travma mı gelişim mi?

Uzmanlar, her olumsuz duyguyu travma sanıp çocuğu aşırı korumanın psikolojik dayanıklılığı yok ettiğini belirtiyor.

Google'da Abone Ol
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

İstediği oyuncak alınmadığı için ağlama krizine giren bir çocuk karşısında birçok ebeveyn benzer bir kaygıya kapılıyor: “Çocuğumu travmatize mi ediyorum?” Geleneksel baskıcı ve cezalandırıcı ebeveynlik modellerinin terk edilmesiyle birlikte çocukların duygusal ihtiyaçlarına verilen önem arttı. Ancak bu farkındalık, günümüzde birçok aileyi aşırı kaygı ve çocuğu her türlü olumsuz duygudan koruma tuzağına sürükledi.

Uzmanlar, her geçici üzüntünün ya da reddedilme hissinin klinik bir travma olmadığını vurguluyor. Psikolog Nick Haslam’ın “kavram kayması” olarak tanımladığı bu durum; travma ve istismar gibi ağır kavramların sıradan günlük zorluklar için de kullanılmasına ve kelimelerin gerçek ağırlığını kaybetmesine yol açıyor.

Harvard: Stres üç gruba ayrılıyor ve gelişimin parçası

Harvard Üniversitesi Çocuk Gelişimi Merkezi, insan bedeninin ve zihninin strese verdiği tepkileri üç temel kategoriye ayırıyor:

  • Pozitif stres: Kreşin ilk günü gibi durumlarda yaşanan, kalp atışını ve stres hormonlarını kısa süreli artıran, büyümenin doğal bir parçası olan tepkilerdir.
  • Tolere edilebilir stres: Doğal afet ya da yakın kaybı gibi ağır olaylarda ortaya çıkar; güvenli ve destekleyici bir yetişkin ilişkisi sayesinde çocuk bunu aşabilir.
  • Toksik stres: Şiddet, ihmal ve kronik kaos ortamında, koruyucu bir yetişkin desteği olmaksızın gelişen ve beyin yapısına kalıcı zarar veren süreçtir.

Araştırmalar, yönetilebilir düzeydeki küçük hayal kırıklıklarının çocukta psikolojik esneklik (dayanıklılık) geliştirdiğini gösteriyor. Maç kaybetmek, sırada beklemek, can sıkıntısı yaşamak ya da reddedilmek gibi durumlar toksik stres oluşturmuyor; aksine çocuğu gerçek hayata hazırlıyor.

Duyguyu kabul etmek her isteği onaylamak değildir

Ebeveynlikte en çok karıştırılan konuların başında “duygu onayı” (validation) ile “sınır koyma” arasındaki fark geliyor. Çocuğun oyuncağı alamadığı için üzülmesini veya öfkelenmesini anlamak ve duygusunu adlandırmak, o oyuncağı satın almak anlamına gelmiyor.

Psikolog John Gottman’ın geliştirdiği “duygu koçluğu” yaklaşımı, ebeveynlere çocuğun duygusunu yok saymak ya da sınırsızca teslim olmak yerine beş aşamalı bir yol öneriyor:

  • Çocuğun duygusunu fark etmek.
  • Bu duygusal anı bir yakınlaşma ve öğretme fırsatı olarak görmek.
  • Empatiyle dinleyip hissettiği duyguyu onaylamak.
  • Çocuğun hissettiği karmaşık hissi adlandırmasına (öfke, hayal kırıklığı, kıskançlık) yardım etmek.
  • Sorunun çözümü için açık ve net sınırlar koymak.

Çocukları kurtarmak değil, yanında durmak gerekiyor

Uzmanlara göre sağlıklı bir ebeveynlik, çocuğu hayatın tüm zorluklarından steril bir şekilde izole etmekten geçmiyor. İstismar, şiddet, ağır ihmal veya günlük işlevselliği bozan kaygı nöbetlerinde profesyonel yardım ve acil koruma şart görülürken; reddedilme ve kaybetme gibi gündelik engellerde çocuğun elinden tutarak ayağa kalkmasını izlemek gerekiyor.

Çocuklar; hayatın her zaman onların isteklerine göre şekillenmeyeceğini, sıkılmayı, beklemeyi ve başarısız olduktan sonra tekrar denemeyi ancak bu küçük kırılmalar sayesinde öğreniyor.

Çocuklar neden hayal kırıklığı yaşamalı: Travma mı gelişim mi?
Haber Bülteni
Bültenimize Katılın

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

Spam göndermiyoruz. İstediğiniz zaman abonelikten çıkabilirsiniz.