Güneş ışığının ulaşmadığı, dondurucu soğukların ve devasa basıncın hakim olduğu okyanus derinlikleri, canlı dünyasının en gizemli türlerine ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Schmidt Okyanus Enstitüsü (Schmidt Ocean Institute) tarafından yürütülen keşif gezisinde, bilim dünyasında son 20 yılda yalnızca yaklaşık 20 kez kayıtlara geçen devasa “büyük yüzgeçli kalamar” (Magnapinna) son derece yüksek çözünürlükle görüntülendi.
Atlas Okyanusu’ndaki “Doldrums Kırık Hattı” bölgesinde gerçekleştirilen araştırmada, yüzeyin 4 bin 300 metre altında iki farklı kalamar bireyinin peş peşe kayda alınması deniz biyologları arasında büyük heyecan yarattı.
4 bin 300 metre derinlikte çifte karşılaşma
Ekvatorun hemen kuzeyinde, derin volkanik sırtların ve şeritlerin yer aldığı zorlu jeolojik bölgede yürütülen araştırmalar sırasında ROV (Uzaktan Kumandalı İnsansız Denizaltı) SuBastian deniz tabanına doğru süzülürken beklenmedik bir an yaşandı.
Seferin eş başkanlığını yürüten deniz biyoçeşitliliği uzmanı Dr. Paula Andrea Zapata Ramírez, keşif anını şu sözlerle aktardı:
“ROV cihazımız jeolojik tarama yapmak üzere deniz tabanına doğru inerken devasa boyutta bir kalamar aniden belirdi. Bu cinsin üyelerini görmek zaten imkansıza yakınken, aynı dalış sırasında ikinci bir bireyi daha tespit etmemiz olayı tamamen olağanüstü ve unutulmaz kıldı.”
Görüntülenen iki bireyin sosyalleşme mi yoksa üreme davranışı mı sergilediği henüz netlik kazanmazken, uzmanlar bölgenin bu nadir canlılar için önemli bir habitat olabileceğini değerlendiriyor.
6 metrelik “dirsekli” kollar ve mühendislik harikası anatomi
Latince adı Magnapinna olan ve “büyük yüzgeçler” anlamına gelen bu kalamar cinsi, gövdesinin üst kısmındaki kalp şeklindeki devasa yüzgeçleriyle dikkat çekiyor. Yüzgeçler, canlının manto uzunluğunun %90’ını kaplayarak su içinde zarifçe süzülmesini sağlıyor.
Canlının en belirgin ve gizemli özelliği ise vücudundan aşağıya doğru metrelerce uzanan ip benzeri 10 adet kolu. Bilinen en büyük örneğinin toplam uzunluğu 6,4 metreye, kollarının uzunluğu ise 6,1 metreye kadar ulaşıyor.
Kolların anatomik yapısını değerlendiren Dr. Ramírez, şu teknik detaylara dikkat çekti:
-
Dirsek Benzeri Eklemler: Kalamarın kolları gövdeden çıktıktan sonra belirgin bir açıyla aşağı doğru bükülerek insan dirseğini andıran bir form oluşturuyor.
-
Avlanma Kolaylığı: Bu bükülme açısının, kolların birbirine dolanmasını engellediği ve derin denizdeki kısıtlı besin kaynaklarını yakalamak için kapsama alanını artırdığı tahmin ediliyor.
-
Rekor Derinlik: Magnapinna, deniz seviyesinin 6 bin metre altında yaşayabildiği bilinen, bilim dünyasının tespit ettiği en derin habitat kalamarı unvanını taşıyor.
“Korku figürü” imajı yıkıldı
Büyük yüzgeçli kalamar, ilk olarak 2007 yılında Meksika Körfezi’ndeki bir petrol platformu kamerasınca yeşilimsi, düşük çözünürlüklü ve karanlık bir videoyla kayda alınmış; internet dünyasında “uzaylı yaratık” yakıştırmalarıyla popülerleşmişti.
Ancak Schmidt Okyanus Enstitüsü’nün yayınladığı son yüksek çözünürlüklü (HD) görüntüler, canlıyı ürkütücü bir bilinmezlikten çıkarıp doğanın muazzam bir uyum harikası olarak gözler önüne serdi. Görüntülerde kalamarın uzaylı benzeri bir yaratık değil, dünyanın en zorlu ortamına kusursuzca adapte olmuş zayıf ve zarif bir canlı olduğu netleşti.
Halen biyolojilerine dair üreme, yaşam süresi ve popülasyon gibi pek çok detay gizemini korurken; M. atlantica, M. pacifica ve M. talismani olmak üzere tanımlanmış sadece 3 türü bulunuyor. Bilim insanları, gelişen robotik görüntüleme teknolojileri sayesinde okyanus derinliklerindeki diğer keşfedilmemiş türlerin de yakın zamanda gün yüzüne çıkarılacağını öngörüyor.



