Cambridge Üniversitesi Dünya Bilimleri Bölümü’nden bilim insanlarının liderlik ettiği uluslararası bir araştırma ekibi, teknoloji ve temiz enerji sektörlerinin temel taşı olan nadir toprak elementlerinin ana kaynağı konumundaki karbondioksit zengini magmatik kayaçların küresel dağılım haritasını çıkardı.
Saygın bilim dergisi Nature Geoscience’ta yayımlanan çalışmaya göre, bu değerli mineralleri barındıran cevherler, Dünya’nın dış sert kabuğu olan litosferin en eski ve en kalın kısımlarıyla doğrudan ilişkili.
Kıtasal derinliklerdeki gizli bağlantı
Yıllardır devam eden jeolojik araştırmalar genellikle belirli bir maden sahasına veya tekil bölgeye odaklandığı için küresel ölçekte tahmin yürütebilecek genel bir model oluşturulamamıştı. Cambridge ekibi ise gezegen ölçeğinde bütüncül bir yaklaşım benimseyerek dünya genelinden toplanan yaklaşık 9 bin magmatik kayaç numunesinin kimyasal verilerini inceledi.
Elde edilen veriler, deprem dalgalarıyla yer altının tomografisini çeken sismik haritalarla birleştirildi. Araştırmacılar, nadir toprak elementleri açısından zengin olan karbonatit kayaçlarının yalnızca litosferin en kalın ve en eski sınırları boyunca belirdiğini tespit etti.
Pahalı sondajlar öncesi yol haritası
Çalışmanın başyazarlarından Dr. Emily Bumann, geliştirdikleri modelin gelecekteki maden arama faaliyetlerinde bir tahmin aracı işlevi göreceğini vurguladı. Yeni haritayla birlikte, şirketler ve araştırmacılar maliyetli sondaj çalışmalarına başlamadan önce potansiyel rezerv sahalarını çok daha yüksek hassasiyetle tespit edebilecek.
Projeye katkı sağlayan Prof. Sally Gibson ve sismik verileri yöneten Prof. Sergei Lebedev ise kayaç kimyası ile sismik dalga verilerini bir araya getirerek yapbozun iki kritik parçasını birleştirdiklerini ifade etti.
Teknolojik bağımsızlık ve stratejik önem
Akıllı telefonlardan rüzgar türbinlerine, elektrikli araçlardan savunma sanayi teknolojilerine kadar geniş bir alanda kullanılan nadir toprak elementleri, günümüzün en kritik stratejik hammaddeleri arasında yer alıyor. Günümüzde küresel tedarik zincirinin büyük bir kısmı Çin’in elinde bulunurken, bu tür tahmin modelleri ülkelerin kendi yerel ve güvenli kaynaklarını keşfetmelerine imkan tanıyacak.
Geliştirilen bu “hazine haritası”, sürdürülebilir madencilik hedeflerine katkı sağlarken teknolojik dönüşüm için ihtiyaç duyulan hammadde arayışında yeni bir dönemin kapısını aralıyor.



