Fransa'da aşırı sıcaklar cumhurbaşkanlığı yarışını kızıştırdı
Dünya

Fransa’da aşırı sıcaklar cumhurbaşkanlığı yarışını kızıştırdı

Fransa genelinde etkisini artıran kavurucu sıcaklar, yalnızca bir iklim krizi olmaktan çıkıp ülkenin en sıcak siyasi ve ideolojik tartışma maddelerinden birine dönüştü. Paris sokaklarında halk serinlemek için Seine Nehri’ne akın ederken ya da Eyfel Kulesi’nin altındaki fıskiyelerden medet umarken, siyasetçiler de yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde sıcak dalgasını meydanlara taşıdı.

Ülkede sıcaklığa bağlı kronik rahatsızlıklar nedeniyle üç yaşlının hayatını kaybetmesi ve yaklaşık 2 bin 700 okulda eğitime ara verilmesi ya da ders programlarının değiştirilmesi, tartışmanın boyutunu değiştirdi. Bilim insanları ve siyasiler artık küresel ısınmayı uzun vadede “nasıl durduracaklarını” değil, mevsimsel aşırı sıcaklarla acil olarak “nasıl yaşayacaklarını” tartışıyor.

Adayların Sıcak Sınavı: Vaatler ve Sessizlikler

Cumhurbaşkanlığı yarışındaki erken kampanya döneminde aşırı sıcaklar adayların programlarında farklı karşılıklar buluyor. Muhafazakar sağ kanadın güçlü ismi ve Cumhuriyetçiler Partisi lideri Bruno Retailleau, mitinglerinde konuyu ele alsa da partinin öncelikleri hâlâ konut, istihdam, maaşlar ve göç olarak kalmaya devam ediyor. Sağ siyasetin ortaya attığı “çözüm odaklı çevre” yaklaşımının ise henüz somut bir programı bulunmuyor.

Rönesans Partisi’nin adayı Gabriel Attal, ülke genelindeki 40 bin okulun ısı yalıtımının yapılmasına dair lojistik açıdan karmaşık ve uzun vadeli bir proje sunarken; bir diğer güçlü aday, eski Başbakan Édouard Philippe ve partisi Horizons (Ufuklar) ise sessizliğini koruyor.

Aşırı Sağdan Akdeniz Tipi Çözüm: Her Yere Klima

Geleneksel sağın aksine, Marine Le Pen liderliğindeki aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) partisi, krize en hızlı ve radikal çözümü sunan taraf oldu. İtalya ve İspanya gibi Akdeniz komşularını örnek gösteren aşırı sağ, kamu binalarında klima kullanımının zorunlu hale getirilmesini savunuyor.

Fransız parlamentosu üyesi RN’li Franck Allisio, katıldığı canlı yayında partinin klima planının detaylarını şu maddelerle savundu:

  • Klimalı çalışma alanları, özellikle sağlık sektöründe iş verimliliğini doğrudan artırıyor.
  • Fransa, nükleer santralleri sayesinde klima altyapısını besleyecek yeterli enerji kaynağına sahip.
  • Yazın klima kullanmak, kışın kalorifer yakmak kadar doğal bir haktır.
  • Klimaların küresel sera gazı emisyonundaki payı %1’i geçmemektedir.

Yeşillerden Sürpriz Esneklik ve “İklim İzni” Önerisi

Normal şartlarda yüksek enerji tüketimi nedeniyle klimaya mesafeli duran Yeşiller Partisi de sıcakların dayanılmaz boyuta ulaşmasıyla daha esnek bir çizgiye kaydı. Parti lideri Marine Tondelier, okullar ve hastaneler gibi kamu binalarında artık klimanın kaçınılmaz bir ihtiyaç olduğunu kabul etti.

Buna karşın özel konutlarda kontrolsüz klima kullanımına karşı çıkan Yeşiller, radikal bir sosyal güvence paketi önerdi. Parti, işçilere aşırı sıcak günlerde kullanılmak üzere “iklim izni” verilmesini içeren ve 1945’te kurulan sosyal güvenlik sisteminin modern risklere göre güncellenmesini öngören “Ekolojik Sosyal Güvenlik” modelini savunuyor.

Fransa Avrupa Ortalamasının Gerisinde: Bütçe Engeli

Siyasi tartışmaların ötesinde, Fransa’nın teknik olarak bir “klima devrimine” hazır olup olmadığı büyük bir soru işareti. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre:

ÜlkeEvlerdeki Klima Oranı (%)
İtalya%50 – 60
İspanya%50 – 60
Yunanistan%50 – 60
Fransa%25
Avrupa Ortalaması%20

Le Monde gazetesinde yayımlanan bir analize göre, Fransa’nın güney bölgelerinde sıcaklıklar 40 dereceyi zorlarken, merkezi hükümetin adımları bütçe kesintilerine takılıyor. Ülkedeki siyasi istikrarsızlığın yanı sıra, Yeşil İklim Fonu bütçesinin 2024’teki 2,4 milyar avro seviyesinden 2026 yılında 837 milyon avroya düşürülmesi ve bu ödeneğin de %20’sinin bloke edilmesi yerel yönetimlerin elini kolunu bağlıyor.

“Avrupa Soğuğa Göre Tasarlandı, Sıcaklık Ekonomik Bir Şok”

Aşırı sıcaklar sadece Fransa’nın değil, tüm Avrupa’nın ortak kabusu. Avrupa genelinde ortalama en yüksek sıcaklıklar, 1961-1990 dönemi normallerinin 4,1 derece üzerine çıkarak 24 santigrat derece ortalamasını yakaladı.

Uluslararası kredi sigortası şirketi Allianz Trade’in DACH bölgesi CEO’su Milo Bogaerts, aşırı sıcakların artık geçici bir hava olayı olmadığını, yapısal bir ekonomik şoka dönüştüğünü vurguladı. Bogaerts, “Avrupa tarihsel olarak soğukla mücadele etmek için inşa edildi. Mimarimiz ısıyı tahliye etmek için değil, içeride tutmak için tasarlandı. Bu yüzden kıta sıcak dalgalarına karşı tamamen hazırlıksız” değerlendirmesinde bulundu.

Allianz Research ekonomisti Hazem Krichene ise ABD, Orta Doğu ve Asya’nın bu konuda fersah fersah ileride olduğunu belirtti. ABD’deki evlerin %90’ında klima sistemi olduğunu hatırlatan Krichene, gelecekte altyapısını aşırı sıcaklara göre hızla dönüştüren ve iş gücünü “termal stres” riskinden koruyan ülkelerin küresel ekonomide çok daha rekabetçi ve avantajlı konumda olacağını sözlerine ekledi.