Uydu teknolojileri, internet ve akıllı telefonların dünyanın en ücra köşelerini dahi erişilebilir kıldığı modern çağda, bazı insan toplulukları dış dünyayla hiçbir bağ kurmamayı ve tamamen izole yaşamayı tercih ediyor. Kimileri arkalarında bıraktıkları ayak izlerini toprakla örterek izlerini kaybettiriyor, kimileri ise topraklarına yaklaşan helikopter ve botlara ok fırlatarak yaklaşılmasını engelliyor.
Yerli halkların haklarını savunan sivil toplum kuruluşu Survival International, dünya genelinde dış dünyayla temas kurmamış veya teması reddeden en az 196 yerli kabile bulunduğunu belirtiyor. Bu toplulukların büyük çoğunluğu Brezilya, Peru, Endonezya ve Hindistan başta olmak üzere yaklaşık 10 ülkede yaşam mücadelesi veriyor.
İzlerini silen Kakataibo ve ok atan Sentinelese kabilesi
Peru’nun orta Amazon bölgesinde yaşayan Kakataibo halkı, komşu yerli topluluklar tarafından bile neredeyse hiç görülmüyor. Antropolog Beatriz Huertas, bu kabilenin bulunmamak amacıyla geçtikleri yollardaki ayak izlerini bilinçli olarak toprakla kapattığını kaydediyor.
Hint Okyanusu’ndaki Kuzey Sentinel Adası’nda yaşayan Sentinelese halkı ise gezegenin en izole topluluğu olarak biliniyor. Sayılarının 50 ile 150 arasında olduğu tahmin edilen ada sakinleri, dışarıdan gelen herkese açıkça düşmanca yaklaşıyor. Hindistan hükümeti, hem kabile bireylerini bağışıklıklarının bulunmadığı modern hastalıklardan korumak hem de ziyaretçilerin can güvenliğini sağlamak amacıyla adanın 5 kilometre yakınına yaklaşılmasını yasaklamış durumda.
Dünyanın temas kurmamış en kalabalık grubu: Mashco Piro
Peru Amazonları’nda yaşayan ve nüfusunun 750’den fazla olduğu tahmin edilen Mashco Piro kabilesi, temas kurmamış en büyük yerli grup olarak kabul ediliyor. Bu halkın izolasyonu bir bilgisizlikten değil, 19. yüzyıldaki “Kauçuk Patlaması” döneminde atalarının maruz kaldığı kölelik, katliam ve şiddet dolu tarihsel hafızadan kaynaklanıyor.
Brezilya’daki Kawahiva kabilesi de benzer şekilde yasa dışı ağaç kesimi ve tarım arazilerinin genişletilmesi tehditleri nedeniyle ormanın derinliklerine çekilerek göçebe bir hayat sürüyor.
İzolasyon bir tercih mi yoksa hayatta kalma stratejisi mi?
Uzmanlar, bu kabilelerin “Taş Devri’nde kalmış” topluluklar olarak tanımlanmasının yanlış olduğuna dikkat çekiyor:
-
Tarihsel travmalar ve hastalıklar: Geçmişte sömürgecilerle yaşanan temaslar, bağışıklık sistemlerinin tanımadığı salgın hastalıklar nedeniyle nüfuslarının büyük kısmının yok olmasına yol açtı.
-
Bilinçli korunma mekanizması: İzolasyon, bu topluluklar için dış dünyadan habersiz olmanın değil; kültürlerini, topraklarını ve fiziksel varlıklarını koruma yönündeki bilinçli bir kararın sonucu.
-
Uluslararası hukuk ve kendi kaderini tayin: Birleşmiş Milletler normları ve uluslararası insan hakları örgütleri, yerli toplulukların kendi yaşam biçimlerini ve izolasyon tercihlerini belirleme hakkına sahip olduğunu, zorla temas girişimlerinin felaketle sonuçlandığını vurguluyor.



