Türk televizyon dizilerinde kadına yönelik şiddet sahnelerine dair tartışmalar sürerken, yeni başlayan yapımların tanıtımları da kamuoyunun radarına girdi. Başrolünde Burak Özçivit’in yer aldığı “Güneşin Doğduğu Yer” dizisinin ilk tanıtım fragmanında yer alan bir şiddet sahnesi, sosyal medyada geniş çaplı tepkiye yol açtı.
Tanıtımda, Özçivit’in canlandırdığı Kenan karakterinin bir kadını tren raylarına doğru itmesi, ardından ayağını başına basarak silah doğrultması izleyicilerin sert eleştirilerine neden oldu. Sosyal medya platformlarında dizinin boykot edilmesine yönelik çağrılar yapılırken, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’na (RTÜK) şikayet yağdı. Tepkilerin büyümesi üzerine yapım şirketi ilk tanıtım videosunu yayından kaldırarak tartışmalı karelerin çıkarıldığı revize edilmiş yeni bir kurguyu paylaştı.
Dramatik kurgu mu, reyting tuzağı mı?
Dizilerde kadına uygulanan şiddetin izleyici çekme aracı olarak kullanılması tartışması yeni değil. Geçmişte “Siyah Beyaz Aşk” ve “Yalı Çapkını” gibi yüksek reytingli projelerde de benzer sahneler kamuoyunun gündemine gelmişti. Kadına yönelik baskı, tehdit ve zorbalığın bazı yapımlarda romantik bir ilişkinin başlangıcı gibi sunulması, uzmanlar ve akademisyenler tarafından sıklıkla eleştiriliyor.
Erciyes Akademi dergisinde yayımlanan ve dizilerdeki şiddet kodlarını inceleyen akademik çalışmalarda, bu tür sert sahnelerin toplumsal bir soruna farkındalık yaratmaktan ziyade, ilk bölümlerde şok etkisi yaratarak izleyiciyi ekrana bağlama amacıyla kurgulandığına dikkat çekiliyor. Şiddetin ailevi ilişkiler veya gelenekler kılıfıyla normalleştirilmesinin, izleyici nezdinde algı erozyonuna yol açtığı vurgulanıyor.
RTÜK cezaları ve normalleşme uyarısı
RTÜK, ekranlardaki fiziksel ve psikolojik şiddet dozunun artmasına karşı denetimlerini sıklaştırıyor. Üst Kurul, şiddetin sorun çözme yöntemi gibi gösterildiği ve hukuki ya da psikolojik sonuçlarının işlenmediği yapımlara program durdurma ve idari para cezaları uyguluyor.
Yetkililer, reyting rekabeti uğruna sınırların zorlanmasının kadına yönelik şiddeti kanıksatabileceği uyarısında bulunurken; yapımcıların “toplumsal gerçekliği yansıtma” savunmasının, şiddetin estetize edilmesi riskini ortadan kaldırmadığını belirtiyor.
Sektör içinden itiraf: Reyting baskısı şiddeti tırmandırıyor
Televizyon sektöründe çalışan senaristler ve yönetmenler ise sorunun sadece yazarlardan kaynaklanmadığına işaret ediyor. Sektör temsilcileri, kanal yönetimleri ve yapımcıların reyting kaygısıyla hikayeleri daha sert ve çatışmalı hale getirme konusunda yoğun baskı kurduğunu dile getiriyor. Şiddet içermeyen ya da temposu daha sakin ilerleyen senaryoların kabul görmekte zorlandığı, tutmuş ve ses getirmiş kalıpların tekrar tekrar talep edildiği aktarılıyor.
“Güneşin Doğduğu Yer” cephesinde yaşanan fragman krizinin ardından sahnenin geri çekilmesi, izleyici refleksinin yayın öncesinde dahi belirleyici olabileceğini gösterdi. Ancak yapımın ekran yolculuğunda nasıl bir editoryal çizgi izleyeceği ve denetim mekanizmalarının nasıl işleyeceği merak konusu olmaya devam ediyor.


















