Dünya

ABD’ye ait 12 adet F-22 savaş uçağı İsrail’e iniş yaptı

İsrail devlet televizyonu KAN’ın haberine göre, ABD’ye ait 12 adet F-22 tipi savaş uçağı bugün öğleden sonra İsrail’in güneyindeki bir hava üssüne iniş yaptı. Dünyanın en gelişmiş “hayalet” uçakları arasında gösterilen F-22’lerin bölgeye gelişi, ABD’nin Orta Doğu’daki askeri yığınağını “Irak Savaşı’ndan bu yana görülen en büyük seviyeye” çıkardığı bir dönemde gerçekleşti. Uçakların ana görevinin, düşman hava sahasına sızarak gelişmiş radarları ve hava savunma sistemlerini etkisiz hale getirmek olduğu belirtiliyor.

Stratejik rota: İngiltere’den İsrail’e

Söz konusu uçaklar, İsrail’e ulaşmadan önce Virginia’daki Joint Base Langley-Eustis Üssü’nden havalanarak Atlantik’i geçmiş ve İngiltere’deki RAF Lakenheath Üssü’nde mola vermişti. Altılı gruplar halinde hareket eden filonun, İngiltere’deki kısa süreli konuşlanmasının ardından doğrudan operasyon sahası olan İsrail’e geçtiği kaydedildi. Bu hamle, ABD’nin bölgedeki caydırıcılığını artırma ve müttefiki İsrail’i olası füze saldırılarına karşı koruma stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.

12 Gün Savaşı deneyimi ve ilave güvenlik

Haberde, F-22’lerin İsrail’e konuşlandırılmasında, geçmişteki “12 Gün Savaşı” sırasında edinilen askeri deneyimlerin etkili olduğu vurgulandı. İsrail yönetimi; İran’ın nükleer faaliyetlerinin, balistik füze programının ve bölgedeki vekil güçlerine verdiği desteğin tamamen sonlandırılması gerektiğini savunuyor. ABD’nin ise müzakereler devam ederken gerçekleştirdiği bu yoğun sevkiyat, diplomatik masada Tahran üzerindeki baskıyı en üst seviyeye çıkarma çabası olarak görülüyor.

Cenevre’deki 3. tur görüşmeleri öncesi kritik sevkiyat

ABD ve İran heyetleri arasında nükleer program üzerine yürütülen görüşmelerin 2. turu 18 Şubat’ta İsviçre’de yapılmış, ancak somut bir uzlaşıya varılamamıştı. Tarafların yarın (26 Şubat) Cenevre’de 3. tur müzakereler için tekrar bir araya gelmesi bekleniyor. Kritik görüşmeye saatler kala gerçekleştirilen bu “ölümcül güç” sevkiyatı, askeri analistler tarafından “diplomasi masasında sonuç alınamazsa harekatın her an başlayabileceği” yönünde güçlü bir sinyal olarak yorumlanıyor.