Küresel güvenliğin ve askeri ittifakların geleceği Ankara’da yeniden şekilleniyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, iki gün sürecek olan ve ittifak tarihinin en kritik buluşmalarından biri olarak kabul edilen NATO Liderler Zirvesi için Türkiye’ye gelen ABD Başkanı Donald Trump’ı resmi törenle karşıladı. Savunma harcamalarının artırılması ve Ukrayna’ya yönelik askeri yardımların masaya yatırıldığı zirvenin asıl gündem maddesini ise Washington’ın uzun süredir dayattığı “NATO 3.0” doktrini oluşturuyor.
Washington’dan “yük paylaşımı” baskısı: NATO 3.0 nedir?
Beyaz Saray’daki ikinci döneminde de savunma ittifakına yönelik sert eleştirilerini sürdüren Donald Trump, ABD’nin Avrupa’nın geleneksel savunması için en büyük bütçeyi ayıran ülke olmasına rağmen yeterli faydayı görmediğini savunuyor. Trump yönetiminin Ankara’da resmen ilan ettiği “NATO 3.0” vizyonu, Avrupa ülkelerinin kendi güvenlikleri için daha fazla mali ve askeri sorumluluk üstlenmesini şart koşuyor.
Bu yeni askeri mimari kapsamında, ABD’nin ittifak emrine tahsis ettiği savaş uçağı sayısını üçte bir oranında azaltarak 99’a düşüreceği belirtiliyor. Washington, Avrupa’da açılacak askeri boşluğun kıta ülkeleri tarafından doldurulmasını talep ederken; kendi askeri imkan ve bütçesini Çin’e karşı Asya-Pasifik bölgesine kaydırmayı hedefliyor.
“Dolar veya avro tek başına füzeleri durduramaz”
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Trump’ın eleştirilerini göğüslemek ve Washington ile Avrupa arasındaki dengeyi korumak adına yoğun bir diplomasi yürütüyor. Rutte, geçtiğimiz yıl Lahey Zirvesi’nde alınan kararlar doğrultusunda, üye ülkelerin 2035 yılına kadar savunma bütçelerini gayri safi yurt içi hasılalarının (GSYİH) %5’ine çıkarma taahhüdünü hatırlatarak şu analizi paylaştı:
“Avrupalı müttefikler sorumluluk almaya başladı ve NATO 3.0 artık bir gerçeğe dönüşüyor. Geçtiğimiz yıl temel savunma harcamaları %20 oranında artırıldı. Ancak unutulmamalıdır ki finansman tek başına yeterli değildir; hiçbir dolar veya avro tek başına bir füzeyi ya da tankı durduramaz.”
Soğuk Savaş’tan günümüze ittifakın evrimi
Polonya Dışişleri Bakanı Radosław Sikorski, ittifakın geçirdiği dönüşümü tarihsel bir perspektifle özetledi. Sikorski’nin analizine göre:
-
NATO 1.0: Soğuk Savaş döneminde SSCB’nin yayılmacı politikalarını caydırmak üzerine kuruldu.
-
NATO 2.0: 11 Eylül saldırıları sonrası terörle mücadele konseptiyle sınırların ötesine (Afganistan ve Orta Doğu) taşındı, Rusya bu dönemde bir tehdit olarak görülmedi.
-
NATO 3.0: 2022’de başlayan Rusya-Ukrayna savaşı, yükselen Çin nüfuzu ve ABD’nin Asya’ya odaklanmasıyla Avrupa’nın askeri liderliği ele almasını zorunlu kılan yeni dönemi temsil ediyor.
İtalya ve İngiltere’ye “İran krizi” kırgınlığı
Eski NATO Genel Sekreteri Yardımcısı Jamie Shea, ABD’nin Avrupa’daki askeri varlığını kademeli olarak azaltma kararının perde arkasına dair çarpıcı bir iddiada bulundu. Shea’ya göre Trump yönetiminin müttefiklerine yönelik bu mesafeli tavrı, İran’a düzenlenen askeri operasyonlar sırasında Birleşik Krallık (İngiltere) ve İtalya’nın ABD savaş uçaklarına hava üslerini açmayı reddetmesinden kaynaklanıyor.
Ankara’daki “NATO 3.0” mühendisliği, Avrupa savunma sanayisini Amerikan silah sistemlerine daha bağımlı hale getirirken, milyarlarca dolarlık yeni askeri siparişlerle ABD’deki istihdama da doğrudan katkı sunmayı amaçlıyor. Ancak uzmanlar, Washington’ın bu hamlelerinin ittifaktan tamamen kopmak anlamına gelmediğini, kolektif savunma taahhüdünün stratejik düzeyde korunacağını vurguluyor.



