Çocukların oyun oynarken kendi kendine mırıldanması, yarım kalmış şarkılar söylemesi veya çevresiyle beklenmedik şekilde çok konuşmaya başlaması çoğu zaman sıradan bir alışkanlık gibi görünür. Ancak gelişim psikolojisi alanında yapılan araştırmalar, bu davranışların çocukların duygularını yönetme, çevreyle bağ kurma ve stresle başa çıkma becerileriyle yakından ilişkili olabileceğini gösteriyor.
Gelişim psikolojisi uzmanları, otonom sinir sistemi aktiviteleri ile çocukların davranışsal ve duygusal gelişimi arasında doğrudan bir bağlantı olduğunu belirtiyor. Pennsylvania Eyalet Üniversitesi tarafından yapılan bir çalışma, hayal kırıklığı oluşturan durumlar karşısında sinir sisteminin verdiği fizyolojik tepkilerin, çocuğun duygusal dengesini doğrudan etkilediğini ortaya koyuyor. Çocuğun dikkat veya çaba gerektiren durumlara uyum sağlamasında sempatik ve parasempatik sinir sistemlerinin dengeli çalışması büyük rol oynuyor.
Duygusal kontrol her zaman sessizlik anlamına gelmez
Ebeveynler arasında yaygın olan “duygularını kontrol edebilen çocuk sessiz ve sakindir” algısı gerçeği tam olarak yansıtmıyor. Uzmanlara göre duygusal kontrol; çocuğun hiç hareket etmemesi veya konuşmaması değil, heyecanlandıktan, koştuktan veya kahkaha attıktan sonra ihtiyaç anında yeniden sakinleşebilme becerisini ifade ediyor.
Harvard Tıp Fakültesi uzmanları, bu kapasitenin çocuğun çevresindeki yetişkinlerin desteğiyle şekillendiğine dikkat çekiyor. Çocuğun kriz anlarında veya yoğun duygu geçişlerinde yetişkinlerin öncelikle kendi sakinliklerini koruması, ardından çocuğa rehberlik ederek sakinleşme sürecine yardımcı olması gerekiyor.
Çocuklar neden kendi kendilerine mırıldanır?
Oyun sırasında ya da bekleme anlarında yapılan mırıldanmalar sadece eğlenceli bir vakit geçirme yöntemi olmayabilir. Yapılan araştırmalar, müzik ve hareket etkinliklerine katılan çocukların özdenetim ve odaklanma testlerinde daha yüksek başarı gösterdiğini ortaya koyuyor.
Özellikle sabır gerektiren durumlarda çocukların kendi kendilerine şarkı söylemelerinin ya da mırıldanmalarının, dürtülerini kontrol altında tutmaya ve bekleme sürecini kolaylaştırmaya yardımcı olduğu görülüyor.
Sosyal uyum ve bireyselleşme aracı
Yeni araştırmalar, çocukların çıkardığı sesler ve mırıldanmaların sınıf içi kaynaşma ve sosyal katılımı artırdığını gösteriyor. Yapılan gözlemler, spontane gelişen şarkı söyleme eyleminin çocuklar tarafından isteklerini ifade etme, otoriteyi dengeleme ve bağımsızlıklarını sergileme amacıyla bir sosyal müzakere aracı olarak kullanıldığını ortaya koyuyor.
Uzmanlar, mırıldanma veya çok konuşma gibi tekil davranışların tek başına mutlak bir psikolojik teşhis olarak değerlendirilemeyeceğinin altını çiziyor. Bir çocuğun iç dünyasını ve gelişimini anlamak için, artan iletişim isteği, oyun kurma becerisi ve duygu dalgalanmalarının ardından yeniden sakinleşebilme yeteneği gibi unsurların bütüncül bir davranış kalıbı olarak izlenmesi gerekiyor.



