Irak siyasetinde hükümet kurma çalışmaları çıkmaza girdiğinde gözler geleneksel liderlere çevrilmişken, en güçlü siyasi yapı olan Koordinasyon Çerçevesi beklenmedik bir adım attı. Yapılan kapalı toplantılarda eski Başbakan Nuri el-Maliki’nin ismi güçlü bir şekilde masada olsa da “uluslararası kabul” kriteri dengeleri değiştirdi. Kulislere yansıyan bilgilere göre, kriz çıkarmayacak bir aday arayışı neticesinde teknokrat profiliyle bilinen Ali el-Zeydi üzerinde mutabakat sağlandı.
Teknokrat profil ve denge arayışı
Ali el-Zeydi, Irak kamuoyunda siyasi bir figürden ziyade ekonomi ve finans dünyasındaki çalışmalarıyla tanınıyor. Bankacılık geçmişi ve iş dünyasıyla olan güçlü bağları, onu milis bağlantılı veya ideolojik figürlerden ayırıyor. Zeydi’nin öne çıkmasındaki temel etkenin, çatışan güçler arasında bir “tehdit unsuru” olarak görülmemesi olduğu belirtiliyor.
Maliki ismi ve ABD vetosu
Sürecin seyrini değiştiren en kritik gelişme, Nuri el-Maliki’nin adaylık ihtimaline karşı Washington’dan gelen sert tepki oldu. ABD Başkanı Donald Trump, Maliki’nin seçilmesi durumunda Irak’a yardımların kesilebileceği sinyalini vererek sürece doğrudan müdahil oldu. Washington’ın bu mesafeli tutumu, Bağdat’ta daha “kabul edilebilir” bir aday arayışını zorunlu kıldı ve Zeydi ismini ön plana çıkardı.
İki ateş arasında Bağdat
Irak yönetimi, bir yanda İran’a yakın grupların sahadaki etkisi, diğer yanda ABD’nin güvenlik ve ekonomik istikrar talepleri arasında kalmış durumda. Zeydi tercihi, bu sıkışmışlığın bir sonucu olarak görülüyor. İdeolojik bir kimliği bulunmayan Zeydi’nin, iki büyük güç arasındaki gerilimi daha düşük seviyede yönetebileceği öngörülüyor.
Uzmanlara göre bu tablo, Irak’ta İran etkisinin sona erdiği anlamına gelmiyor; aksine, ABD baskısı altında daha hassas ve dikkatli bir denge kurulmaya çalışıldığını gösteriyor.

