Futbol dünyasında aynı soyadını taşımak kimi zaman büyük bir ayrıcalık, kimi zaman ise kariyer boyunca taşınması gereken ağır bir yük haline gelebiliyor. Yıldız ağabeylerinin ulaştığı şöhret ve başarıların gölgesinde kalmadan kendi kimliklerini inşa etmeye çalışan Jobe Bellingham, Thorgan Hazard ve Phil Neville’ın hikayeleri, yeşil sahalardaki benzersiz rekabeti ve kardeşlik bağlarını gözler önüne seriyor.
Bu isimlerin başında gelen Jobe Bellingham, ağabeyi Jude Bellingham’ın dünya yıldızına dönüştüğü Borussia Dortmund’a transfer olurken kaçınılmaz karşılaştırmalarla yüzleşmek zorunda kaldı.
Kendi adıyla anılmak isteyen Jobe Bellingham
Jobe Bellingham, henüz Birmingham City’den Sunderland’e transfer olduğu dönemde formasının arkasına soyadı yerine ilk adını yazdırarak bağımsız bir kariyer inşa etmek istediğini ortaya koymuştu. Eski takım arkadaşı Troy Deeney’nin “Ağabeyinin Real Madrid’deki başarıları Jobe’un yaptıklarını gölgede bırakıyor gibi algılansa da o kendi gücünü kanıtlamak istiyor” sözleriyle özetlediği genç oyuncu, Dortmund’a transfer kararını kendi iradesiyle aldı.
Avusturya’daki hazırlık kampında açıklamalarda bulunan 19 yaşındaki orta saha, ağabeyinin izinden gitmekten korkmadığını ve yalnızca saha içindeki performansıyla anılmak istediğini dile getirdi.
Hazard ailesinin koruma kalkanı ve Bayern detayı
Hazard kardeşlerde ise süreç aile müdahalesiyle şekillendi. Eden Lille altyapısında parladığı dönemde, kulüp Thorgan’ı da istemesine rağmen ebeveynleri karşılaştırmaların önüne geçmek için onu Lens akademisine yönlendirdi. Chelsea döneminin ardından kariyerini Almanya’da inşa eden Thorgan Hazard, Borussia Mönchengladbach ve Dortmund’da sergilediği performansla Belçika Milli Takımı’nın değişmez isimlerinden biri oldu.
Chelsea’nin eski kalecisi Rob Green’in aktardığı dikkat çekici bir anıya göre Eden Hazard, kardeşinin Bundesliga’daki varlığına ve kurduğu düzene gölge düşürmemek adına Bayern Münih’ten gelen ilgiyi geri çevirdi. Thorgan ise Euro 2020’de Portekiz’i kupanın dışına iten kritik golü atarak maçın oyuncusu seçilmiş ve rüştünü tek başına ispatlamıştı.
Neville kardeşlerin forma savaşı ve hüzünlü ayrılık
Manchester United efsaneleri Gary ve Phil Neville kardeşler, yıllarca aynı takımda aynı pozisyonlar için mücadele etmenin hem zorluğunu hem de gururunu yaşadı. 1996 FA Cup finalinde Alex Ferguson’ın Phil’i ilk 11’e alıp Gary’yi yedek bırakması aile içinde karmaşık duygulara yol açarken, 1998 Dünya Kupası kadrosuna Gary’nin seçilip Phil’in dışarıda kalması rollerin değişmesine neden oldu.
2005 yılında düzenli forma giymek için Ferguson’ın evinde yapılan duygusal bir görüşmeyle Everton’a imza atan Phil Neville, ayrılık anında babasını arayarak dakikalarca ağladığını açıkladı. Yıllar sonra Everton ve Manchester United kaptanları olarak tünelde karşı karşıya gelen iki kardeşin profesyonel duruşu, futbol tarihinin en özel anları arasındaki yerini aldı.

















