Yapay zekâ sektöründeki rekabet, sohbet botları ve üretici modellerin ötesine geçerek mikroçipler, veri merkezleri, bulut bilişim altyapısı ve devasa sermaye yatırımlarını kapsayan küresel bir güç mücadelesine dönüştü. Bu yarışın merkezinde yer alan Amerika Birleşik Devletleri ile Çin, şirket büyüklükleri, finansal güç ve işlem kapasitesi bakımından belirgin farklarla ayrışıyor.
ABD çip tasarımı ve bulut bilişimde liderliğini koruyor
Yapay zekâ ekosisteminin farklı katmanlarında faaliyet gösteren ABD merkezli şirketler, işlemci üretiminde Nvidia, bulut altyapısında ise Microsoft, Google, Amazon, Meta ve Oracle gibi devlerle pazarın büyük kısmını kontrol ediyor. Bunların yanı sıra OpenAI ve Anthropic gibi araştırma laboratuvarları da modellerin geliştirilmesinde öncülük yapıyor.
Araştırma kuruluşu Epoch AI verilerine göre; Amazon, Google, Meta, Microsoft ve Oracle, 2025’in son çeyreği itibarıyla küresel yapay zekâ işlem kapasitesinin yaklaşık yüzde 71’ini elinde bulunduruyor. Bu oran 2024’ün ilk çeyreğinde yüzde 63 seviyesindeydi. Raporda, tek başına Google’ın küresel kapasitenin yaklaşık dörtte birine denk gelen, 5 milyon Nvidia H100 eşdeğeri işlem gücüne sahip olduğu tahmin ediliyor.
Stratejik ortaklıklar da altyapı sağlayıcıları ile geliştiricileri birbirine bağlıyor. Microsoft Azure, OpenAI arayüzleri için bulut sağlayıcısı konumunu sürdürürken; Anthropic; Google Cloud, AWS ve Azure altyapılarından faydalanıyor. Anthropic, Amazon ile 5 gigavata varan işlem gücünün temini ve toplamda 25 milyar dolara ulaşan yatırım planı çerçevesinde anlaşmalar imzaladı.
Nvidia ve dev şirketlerin piyasa değerleri
Gelişmiş modellerin eğitilmesi ve çalıştırılması için yüksek adetli özel işlemcilere ihtiyaç duyulması, Nvidia’yı tedarik zincirinin kilit noktasına yerleştirdi. Şirket, üç aylık gelirini yıllık bazda yüzde 106 artırarak 96,2 milyar dolara, yalnızca veri merkezi gelirlerini ise yüzde 117 artışla 89 milyar dolara çıkardı.
Borsadaki fiyat hareketliliklerine paralel olarak Nvidia’nın piyasa değeri yaklaşık 5,42 trilyon dolar seviyesine ulaştı. Aynı dönemde Alphabet yaklaşık 4,15 trilyon dolar, Microsoft 3,70 trilyon dolar, Meta ise 1,98 trilyon dolar piyasa değerine sahip oldu.
Çin yerli ekosistemini güçlendirmeye odaklandı
Çin tarafında ise Alibaba, Tencent, Baidu, ByteDance ve DeepSeek gibi yapay zekâ laboratuvarları aracılığıyla bağımsız ve yerel bir ekosistem inşa ediliyor.
Qwen modelleri ve bulut yatırımlarıyla öne çıkan Alibaba, Zhenwu V900 adını verdiği yapay zekâ çipini duyurdu. Şirket, tek bir kümenin model eğitimi ve dağıtımı için 500 bin adede kadar çipi destekleyebileceğini ve küresel veri merkezi kapasitesini 2032 yılına kadar 20 gigavatın üzerine çıkarmayı hedeflediğini bildirdi.
Buna karşın küresel işlem gücündeki makas sürüyor. Epoch AI analizine göre, Çinli kuruluşların küresel yapay zekâ işlem kapasitesindeki payı yaklaşık yüzde 5 düzeyinde kalırken, ilk 5 ABD’li şirket pazarın yüzde 70’inden fazlasını elinde tutuyor.
Şirketlerin piyasa değerlerindeki fark
Finans piyasaları iki ülke şirketleri arasındaki sermaye farkını da ortaya koyuyor:
- Tencent: Piyasa değeri yaklaşık 502 milyar dolar seviyesinde.
- Alibaba: Piyasa değeri yaklaşık 275 milyar dolar bandında seyrediyor.
- Baidu: Yaklaşık 31 milyar dolarlık piyasa değerine sahip.
Çinli şirketler yalnızca model geliştirmekle kalmayıp, Pekin yönetiminin yabancı teknolojilere bağımlılığı azaltma politikası doğrultusunda çip ve bulut altyapılarına yatırım yapmayı sürdürüyor.
Altyapıya yüz milyarlarca dolarlık sermaye akıyor
Yarışın boyutları şirketlerin yıllık sermaye harcamalarında (Capex) net biçimde görülüyor. Alphabet, veri merkezleri ve yapay zekâ altyapısı için bu yıl yapacağı sermaye harcamasının 175 ile 185 milyar dolar aralığında olacağını açıkladı. Amazon, operasyonel ihtiyaçlar ve veri merkezleri doğrultusunda 200 milyar dolar civarında bir harcama öngörürken; Meta altyapı bütçesini 115 ila 135 milyar dolar aralığına yükseltti.
Ortaya çıkan tablo, yapay zekâda dengelerin yalnızca en iyi yazılımı üretmekle belirlenmediğini; donanım üretimi, veri merkezlerinin yaygınlığı, bulut gücü ve yüz milyarlarca dolarlık finansmanı aynı anda yönetebilen ekosistemlerin üstünlük sağladığını gösteriyor.

















