Yapay zeka ekosisteminde “Genel Yapay Zeka” (AGI) hedefine ulaşıldığına dair açıklamalar, arkasındaki trilyon dolarlık finansal yarış ve muğlak tanımlarla derin bir tartışmanın fitilini ateşledi. Microsoft, Amazon, Alphabet ve Meta’nın 2026 yılı boyunca veri merkezleri, gelişmiş çipler ve enerji altyapılarına toplamda 725 milyar doları aşkın rekor bir sermaye akıtması, sektördeki beklentileri eşi benzeri görülmemiş bir noktaya taşıdı.
OpenAI’ın Teksas’taki “Stargate” süper bilgisayar tesisinde 100 bini aşkın grafik işlemciyle (GPU) eğittiği yeni nesil modeli “Astra”yı duyurmasının hemen ardından, çip devi Nvidia’nın CEO’su Jensen Huang’dan çarpıcı bir iddia geldi. Huang, 6 Eylül’de yaptığı paylaşımda ChatGPT’den Astra’ya uzanan dört yıllık sürecin tamamlandığını ve “AGI’a resmen ulaşıldığını” öne sürdü. Ancak bu açıklama, AGI kavramının bilimsel bir ölçütten ziyade ticari bir pazarlama ve harcama gerekçesine dönüştüğü eleştirilerini beraberinde getirdi.
Tekillik iddiası ve tanımı kayan hedef çizgisi
OpenAI CEO’su Sam Altman’ın “teknolojik tekillik noktasına ulaşıldığı” yönündeki söylemlerine rağmen, şirket içi ve dışındaki AGI tanımları sürekli şekil değiştiriyor. OpenAI’ın 2018 tarihli kurucu tüzüğünde AGI, “insanların ekonomik açıdan değerli işlerinin çoğunda insan performansını aşan yüksek derecede özerk sistemler” olarak tanımlanmıştı.
Uzmanlar, bu tanımın bilimsel bir yeterlilikten çok doğrudan “piyasa değerini” esas aldığına dikkat çekiyor. Nitekim OpenAI ile Microsoft arasındaki milyarlarca dolarlık ortaklık anlaşmasında başlangıçta kritik bir sınır olarak yer alan “AGI’a ulaşma şartı”, zaman içinde yapılan sözleşme revizyonlarıyla fiilen etkisiz hale getirildi. Hatta yatırımcı belgelerinde AGI eşiğinin “sistemin 100 milyar dolar kâr üretme kapasitesine erişmesi” gibi tamamen finansal metriklere bağlandığı iddia ediliyor.
ARC Prize testleri: Maliyet katlanıyor, şüpheler büyüyor
Modellerin ezbere dayanmayan akıl yürütme becerilerini ölçen en güvenilir bağımsız testlerden biri kabul edilen ARC Prize verileri ise tablonun göründüğü kadar kusursuz olmadığını belgeliyor. Fransız mühendis François Chollet tarafından tasarlanan testte, sıradan insanların kolaylıkla çözebildiği özgün mantık soruları yer alıyor.
Astra modelinin test sonuçlarında ortaya çıkan tezat dikkat çekici boyutlara ulaştı:
- Model, ARC Prize’ın standart ve tarafsız test ortamında çalıştırıldığında yüzde 62,7 başarı oranı elde edebildi.
- OpenAI’ın kendi hazırladığı ve adım adım düşünce belleğini saklayan özel arayüz devreye sokulduğunda ise başarı oranı yüzde 99,9 olarak ilan edildi.
- Benzer testlerde başarı oranını yüzde 24’ten yüzde 54 seviyesine çıkarmak dahi soru başına işlem maliyetini 20 sentten 31 dolara fırlatarak 150 katlık bir maliyet artışına yol açtı.
ARC Prize yetkilileri, test sorularının modellerin eğitim veri setlerine sızmış olma ihtimaline işaret ederken, Astra modelinin aldığı yüksek puanların tek başına AGI’a ulaşıldığı anlamına gelmediğini vurguladı.
Trilyon dolarlık balon korkusu harcamalarla öteleniyor
Sektör genelinde standart, kesin ve test edilebilir bir bitiş çizgisinin belirlenmemesi, teknoloji devlerinin devasa harcamalarını meşrulaştıran bir kalkan işlevi görüyor. Alphabet’in altyapı yatırımları nedeniyle 2004’ten bu yana ilk kez negatif serbest nakit akışı bildirmesi ve borçlanmasını katlaması, sektördeki harcama çılgınlığının ulaştığı boyutu gözler önüne seriyor.
Bitiş çizgisi netleşmeyen bir yarışta “kazananın” ilan edilemeyeceği, bu durumun da sınırsız harcamaları ve kurallardan muafiyet taleplerini beslediği ifade ediliyor. Denetleyici kurumlar ve bağımsız bilim insanları yerine, 5,5 trilyon dolarlık piyasa değerine sahip çip tedarikçisi Nvidia gibi donanım satıcılarının AGI ilan etmesi, “zafer” söylemlerinin ardındaki ticari motivasyonu tartışmalı hale getiriyor.

















