Metin tabanlı büyük dil modelleri insan dillerini öğrenirken, biyoloji alanında geliştirilen yeni yapay zeka algoritmaları “yaşamın dilini”, yani genetik kodları çözüyor. ABD’nin Kaliforniya eyaletindeki Arc Enstitüsü araştırmacılarının öncülüğünde yürütülen ve saygın bilim dergisi *Science*’ta yayımlanan çığır açıcı çalışma, yapay zekanın biyolojik tasarım gücünü gözler önüne serdi. Bilim insanları, “Evo 1” ve “Evo 2” adı verilen üretken yapay zeka modellerini kullanarak doğada daha önce hiç var olmamış 16 yeni virüs genomu tasarlamayı başardı.
Sıfırdan tasarlanan bu mikroorganizmalar, laboratuvar ortamında doğal benzerlerinden çok daha hızlı çoğalma kabiliyeti sergiledi. Yapay zekanın veri analizinden çıkıp bizzat biyolojik yaşam formları kurgulamaya başlaması tıp dünyasında devrim olarak nitelendirilirken, küresel güvenlik çevrelerinde tarihin en karanlık biyolojik silah senaryolarını tetikledi.
Yaşamın diliyle eğitilen algoritmalar
Bilgisayar programlarının kelimeler arasındaki ilişkileri öğrenmesi gibi, Evo modelleri de milyonlarca canlının tam genom verileriyle eğitildi. DNA’nın mutasyon ve evrim kurallarını kavrayan yapay zekadan, bakterileri hedef alarak yok eden “bakteriyofaj” türü virüsler tasarlaması istendi.
Elde edilen virüslerin yalnızca bakterilere saldırdığı, insan ya da hayvan sağlığı için doğrudan bir tehdit oluşturmadığı bildirildi. Ancak Johns Hopkins Sağlık Güvenliği Merkezi Direktörü Thomas Inglesby, çalışmanın getirdiği risklere dikkat çekerek, patojen tasarlama kabiliyetinin artık soyut bir teori olmaktan çıkıp somut bir gerçeğe dönüştüğünü ve küresel düzeyde yasal denetim mekanizmalarının yetersiz kaldığını vurguladı.
Bill Gates’ten laboratuvar uyarısı
Yapay zekanın biyolojik araştırmalara entegre edilmesi, Microsoft’un kurucu ortağı Bill Gates başta olmak üzere küresel aktörlerin uyarılarını artırmasına neden oldu. Teknolojinin kanser tedavisi ve ilaç keşfinde devrim yaratacağını kabul eden Gates, bu sistemlerin kötü niyetli aktörlerin eline geçmesi durumunda doğada karşılığı bulunmayan ölümcül patojenlerin gizli laboratuvarlarda üretilebileceğini ve yeni bir küresel salgına yol açabileceğini belirtti.
İngiltere Imperial College London’dan sentetik genom mühendisliği uzmanı Tom Ellis ise sıfırdan karmaşık bir genom tasarlamaktan ziyade, doğada halihazırda var olan ölümcül virüslerin genetik yapısıyla yapay zeka yardımıyla oynanmasının çok daha kolay ve yakın bir tehdit olduğunu ifade etti.
Gizli laboratuvarlar ve çift kullanımlı araştırmalar
Uluslararası Biyolojik Silahlar Sözleşmesi’nin 1975 yılında yürürlüğe girmesinden bu yana denetimler çoğunlukla yüksek güvenlikli fiziki laboratuvarlara odaklandı. Ancak yapay zekanın dijital ortamda genetik dizilim tasarlayabilmesi, biyolojik tehditlerin kontrolünü zorlaştırıyor.
Küresel biyolojik güvenlik dengelerini sarsan başlıca gelişmeler şunlar:
- Çift Kullanımlı Araştırmalar: Savunma ve aşı geliştirme amacıyla yapılan “işlev kazanımı” (gain-of-function) deneylerinin, aynı zamanda yıkıcı biyolojik silahlara dönüştürülme riski barındırması.
- Gizli Tesis İddiaları: ABD Ulusal İstihbarat eski Direktörü Tulsi Gabbard’ın, dünya genelinde 30’dan fazla ülkede patojen araştırmaları yürüten 120’yi aşkın biyoloji laboratuvarına fon sağlandığını açıklaması.
- Denetimsiz Genom Veritabanları: Açık kaynaklı biyolojik veri tabanlarına erişim kısıtlamalarının getirilmemesi halinde kontrolsüz genetik manipülasyonların yaygınlaşma ihtimali.
Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI), geleneksel denetimlerin bu yeni çağda yetersiz kaldığını belirterek; şüpheli genetik araştırmaları izlemek için yapay zeka algoritmaları ile dağıtık defter teknolojilerinin (DLT) entegre edildiği yeni uluslararası takip protokollerinin acilen kurulması gerektiğini kaydetti.

















