Suudi Arabistan futbolundaki devrim, Cristiano Ronaldo, Karim Benzema ve Neymar gibi dünya yıldızlarını transfer etmenin ötesine geçerek kurumsal bir dönüşüm evresine girdi. Suudi Pro Ligi kulüpleri, günübirlik transfer harcamaları yerine Avrupa’nın köklü kulüplerinde deneyim kazanmış elit sportif direktörleri göreve getirerek uzun vadeli bir futbol aklı inşa etmeye odaklandı.
Bu dönüşümün en somut adımı, Al Hilal kulübünün Liverpool’un eski sportif direktörü Richard Hughes ile anlaşması oldu. Anfield’da Jürgen Klopp sonrası Arne Slot dönemini başlatan ve Florian Wirtz ile Alexander Isak gibi dev operasyonlara imza atan Hughes, artık Al Hilal’in futbol yapılanmasını, izleme (scouting) ağını ve teknik stratejisini yönetecek.
Sahadaki yıldızlardan mutfaktaki profesyonellere
Sportif direktörlük yapılanması yalnızca Al Hilal ile sınırlı kalmayıp ligin geneline yayılıyor:
- Al Nassr: Portekizli futbol aklı Simão Coutinho yönetiminde transfer ve kadro istikrarını planlıyor.
- Al Ittihad: İspanyol futbol adamı Ramon Planes’in danışmanlığa geçişi sonrası görevi Fransız Franc Carbo’ya devretti.
- Al Qadsiah: İspanyol Carlos Anton ile 2028’e kadar sözleşme uzatarak veri analitiği, altyapı akademisi ve sağlık departmanını tek bir çatı altında topladı.
- Al Shabab ve Neom: Al Shabab tecrübeli Belçikalı Olivier Renard ile anlaşırken, Neom projesi Yunan Kyriakos Dourekas’a emanet edildi.
- Al Ahli: Portekizli Rui Pedro Braz ile yolların ayrılmasının ardından görevi geçici olarak Suudi futbolunun tanınan ismi Usame Hevsavi devraldı.
Sermaye girişi sürdürülebilir model arıyor
2023 yılında Kamu Yatırım Fonu’nun (PIF) dört büyük kulübün yüzde 75’ini devralmasıyla başlayan süreç, Al Hilal’in yüzde 70 hissesinin Kingdom Holding tarafından yaklaşık 224 milyon dolara satın alınmasıyla yeni bir boyuta ulaştı. Kulüplerin ticari değerinin 300 milyon doları aştığı bu yeni finansal yapıda, harcanan astronomik paraların verimli kullanılması zorunlu hale geldi.
Avrupa modelinde olduğu gibi sportif direktörler; yönetim kurulu ile teknik heyet arasında köprü kurarak, antrenör değişikliklerinden etkilenmeyen bir kulüp hafızası oluşturuyor. Böylece antrenörler ayrılsa dahi akademiden A takıma kadar kulübün taktik kimliği, yaş ortalaması hedefleri ve transfer disiplini korunuyor. 18 kulübün tamamının Asya ve yerel lig lisansı alması da bu kurumsallaşma mecburiyetini tescilliyor. Suudi futbolu artık “Hangi süperstar gelecek?” sorusundan “Hangi sistemle sürdürülebilir olacağız?” aşamasına geçiyor.

















