Yapay zeka Nobel ödülü alabilir mi? Bilim dünyası ikiye bölündü

Algoritmaların hipotez üretip deney tasarladığı yeni dönemde, bir sonraki Nobel'in kime verileceği tartışılıyor.

Yapay zeka Nobel ödülü alabilir mi? Bilim dünyası ikiye bölündü

2024 yılında Nobel Komitesi’nin fizik ve kimya ödüllerini yapay zeka alanında çığır açan bilim insanlarına vermesi, bilimsel keşif süreçlerinde yeni bir çağın kapısını araladı. John Hopfield ve Geoffrey Hinton’ın yapay sinir ağları çalışmalarıyla Fizik; Demis Hassabis, John Jumper ve David Baker’ın protein yapısını çözen AlphaFold ile Kimya ödülünü almasının üzerinden geçen sürede, algoritmalar sadece birer “hesaplama aracı” olmaktan çıkıp doğrudan hipotez kuran ve teori geliştiren aktörlere dönüştü.

Bu dönüşüm, bilim dünyasında temel bir felsefi ve hukuki soruyu gündeme taşıdı: Bir doğa yasasını çözen, tedavisi bulunamayan bir hastalığa molekül tasarlayan veya asırlık bir matematik krizini aydınlatan yapay zeka, Nobel ödülünün asıl sahibi sayılabilir mi?

Tahminden bağımsız bilimsel keşfe geçiş

Yapay zekanın bilimsel araştırmalardaki rolü, verileri sınıflandırmanın çok ötesine geçti:

  • Matematikte Tarihi İlerleme: OpenAI, yaklaşık 10 bin yapay zeka ajanından oluşan bir sistemin 88 saatlik çalışması sonucunda, Clay Matematik Enstitüsü’nün çözümü için 1 milyon dolar ödül koyduğu Milenyum Problemleri’nden “Navier-Stokes” denklemlerine yönelik kapsamlı bir ispat taslağı sunduğunu açıkladı.
  • Otonom Hipotez Üretimi: Google DeepMind tarafından geliştirilen “Co-Scientist” sistemi, bilimsel literatürü tarayarak hipotez üreten, bu hipotezleri kendi içinde tartışıp eleştiren ve laboratuvarda test edilebilecek deneyler tasarlayan çoklu ajan yapısıyla öne çıkıyor.
  • İlaç Keşfinde Bağımsızlık: Future House bünyesinde geliştirilen “Robin” adlı çoklu ajan sistemi, yalnızca 2,5 ay içinde yaşa bağlı makula dejenerasyonu (sarı nokta hastalığı) için mevcut bir ilacın yeni bir tedavi alanı olabileceğini saptadı ve bu bulguyu insan hücreleri üzerinde başarıyla test ettirdi.

Nobel kuralları ve “insan katkısı” şartı

Gelişmelerin yarattığı heyecana rağmen akademisyenler, bilgisayar ortamında tasarlanan bir bulgunun tek başına “bilimsel keşif” sayılamayacağını hatırlatıyor. Uzmanlara göre algoritmaların ürettiği sonuçlar ne kadar ileri düzeyde olursa olsun birer “yönlendirilmiş hipotez” niteliği taşıyor; keşfin tamamlanması ise laboratuvarda fiziksel olarak üretilmesine, test edilmesine ve bağımsız bilim kurullarınca doğrulanmasına bağlı kalıyor.

Nobel Vakfı’nın mevcut tüzüğü ise ödüllerin yalnızca “insanlığa en büyük faydayı sağlayan gerçek kişilere” verilebileceğini açıkça hükme bağlıyor. Hukuki olarak İngiltere Yüksek Mahkemesi ve ABD Patent Ofisi’nin (USPTO) mucitlik sıfatı için “insan olma” şartını araması, algoritmaların bağımsız birer ödül sahibi veya patent sahibi olmasının önündeki en büyük yasal engeli oluşturuyor.

Keşfin onuru kime ait olacak?

Bilim camiasında yapay zekanın payına ilişkin farklı görüşler öne çıkıyor:

  • Araştırma Aracı Görüşü: Bir grup akademisyen, yapay zekanın mikroskop veya süper bilgisayardan farksız bir araştırma gereci olduğunu, nihai hukuki ve bilimsel sorumluluğun sistemi yönlendiren, veriyi doğrulayan ve fiziksel deneyleri gerçekleştiren araştırmacılara ait olduğunu savunuyor.
  • Ortak Yazar ve Kaşif Yaklaşımı: Karşıt görüşteki uzmanlar ise hipotez kurup deney tasarlayan otonom ajanların artık birer yazılım değil “araştırma ortağı” statüsünde görülmesi gerektiğini; gelecekte Nobel ödüllerinin algoritmaları geliştiren bilişimciler ile sahadaki tıp ve doğa bilimcileri arasında paylaştırılmasının kaçınılmaz hale geleceğini vurguluyor.
Yapay zeka Nobel ödülü alabilir mi? Bilim dünyası ikiye bölündü
Haber Bülteni
Bültenimize Katılın

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

Spam göndermiyoruz. İstediğiniz zaman abonelikten çıkabilirsiniz.