İnsan vücudunda yaklaşık 30 trilyon hücre ve 215 farklı uzmanlaşmış hücre türü bulunuyor. Halk arasında yaygın bir inanış olan “insan vücudunun her 7 yılda bir kendisini baştan aşağı tamamen yenilediği” iddiası, modern hücre biyolojisi araştırmalarıyla geçerliliğini yitiriyor. Bilimsel veriler; bazı hücrelerin birkaç gün içinde yok olup yenilendiğini, bazılarının yıllarca yaşadığını, beyin ve kalp gibi hayati organlardaki kimi hücrelerin ise doğumdan ölüme kadar hiç değişmeden kaldığını gösteriyor.
Günler içinde ölenler ve yıllarca direnenler
Vücutta en hızlı döngüye sahip yapılar bağışıklık ve sindirim sisteminde yer alıyor. Bağışıklık yanıtını diri tutmak ve kronik iltihaplanmayı önlemek adına nötrofil gibi bazı beyaz kan hücrelerinin ömrü yalnızca birkaç saat ile birkaç gün arasında değişiyor. Kırmızı kan hücreleri ortalama 4 ayda bir yenilenirken, besin emilimi ve mide asidine maruz kalan bağırsak epitel hücreleri yaklaşık 5 günde bir baştan üretiliyor. Derinin dış katmanı ise ortalama 20 ila 30 günlük periyotlarla pul pul dökülerek tazeleniyor.
Buna karşın karaciğer hücrelerinin ortalama yaşam süresi 3 yıla yaklaşırken, bağışıklık hafızasını tutan bazı T hücrelerinin dalaktaki ömrü 10 yıla kadar uzayabiliyor.
Kalp ve beyin hücrelerinde sınırlı yenilenme
İsveç’teki Karolinska Enstitüsü araştırmacılarının karbon-14 izotopu kullanarak yaptığı analizler, hayati organlardaki hücrelerin sanılanın aksine çok sınırlı yenilendiğini kanıtladı. 20 yaşındaki bir insanda kalp kası hücrelerinin yılda yalnızca yüzde 1’i yenilenirken, bu oran 75 yaşında yüzde 0,3’e kadar geriliyor. Bir insanın yaşamı boyunca kalbindeki hücrelerin yarısından fazlası hiç değişmiyor.
Beyin dokusunda ise durum çok daha çarpıcı. Beyincikteki (serebellum) gri maddenin yaklaşık yüzde 92’sini oluşturan nöronlar, insanın doğumundan ölüme kadar varlığını koruyor. Hafızanın merkezi olan hipokampusta yeni nöron oluşumu (nörogenez) tartışmaları sürse de beyindeki mikroglia gibi bağışıklık hücreleri yılda yalnızca yüzde 28 oranında yavaş bir döngüyle tazeleniyor. Dolayısıyla merkezi sinir sisteminin ana omurgası insanla birlikte yaşlanıyor.
Neden gençleşmiyoruz ve 7 yıl efsanesi nereden çıktı?
Hücrelerin önemli bir kısmı sürekli bölünerek yenilense de bu durum vücudun biyolojik olarak gençleşmesini sağlamıyor. Zamanla DNA kopyalama hataları, oksidatif stres ve hücresel yaşlanma (senesans) nedeniyle genetik mutasyonlar birikiyor. Yeni üretilen hücreler de bu yaşlanan doku ortamında işlev gördüğü için yaşlanma süreci kaçınılmaz olarak devam ediyor.
“Her 7 yılda bir yenilenme” mitinin kaynağı ise 2005 yılında yayımlanan ve bir yetişkindeki hücrelerin ortalama ömrünün 7 ila 10 yıl arasında olduğunu belirten çalışmanın yanlış yorumlanmasına dayanıyor. Ortalama bir değerin tüm vücudu kapsadığı yanılgısı popüler kültüre yerleşse de bilimsel gerçeklik, insan vücudunu tek bir takvimle sıfırlayan biyolojik bir saatin bulunmadığını ortaya koyuyor.

















