Yaklaşık yarım asırdır bilim dünyası, Venüs’ü çevreleyen yoğun bulut tabakasının neredeyse tamamen karbondioksit zengini bir atmosferde asılı duran sülfürik asit damlacıklarından oluştuğunu kabul ediyordu. Ancak Amerikan Havacılık ve Uzay Ajansı’nın (NASA) 1978 yılında gerçekleştirdiği “Pioneer Venus” görevinden kalan tarihi verilerin yeniden incelenmesi, gezegenin kimyasal yapısına dair ezber bozan bulgular sundu.
Analiz sonuçları, Venüs bulutlarındaki aerosol kütlesinin yaklaşık yüzde 8’inin sudan oluşabileceğini gösteriyor. Ancak uzmanlar, bu suyun serbest bir sıvı halinde değil, demir ve magnezyum tuzlarının kimyasal yapısına hapsolmuş hidrate bileşikler formunda bulunduğunu belirtiyor.
Tarihi görevin plansız termal deneyi
NASA’nın 9 Aralık 1978’de Venüs atmosferine bıraktığı çoklu Pioneer sondalarından büyük olanı, aslen bulut parçacıklarını toplamak için tasarlanmamıştı. Ancak araç orta ve alt bulut katmanlarından geçerken, 48 ile 51 kilometre irtifalar arasında giriş kanallarına mikroskobik parçacıklar doluşarak tıkanmaya yol açtı.
Sonda yüzeye doğru alçalırken maruz kaldığı yoğun ısıyla birlikte bu parçacıklar buharlaştı. Araştırmacı Rakesh Mogul ve ekibi, bu tıkanmayı “kazara gerçekleşmiş bir termal ayrıştırma deneyi” olarak yeniden ele aldı. Verilerde; 35 dereceden başlayıp 414 dereceye kadar çıkan farklı sıcaklık basamaklarında kükürt dioksit, oksijen ve metal bileşiklerinin yanı sıra net su izleri saptandı.
Klasik sülfürik asit teorisi çöktü mü?
Elde edilen sonuçlar, Venüs’ün klasik asitli atmosfer modelini tamamen çürütmüyor. Aksine, optik ölçümler ve tayf verileri bulutlardaki sülfürik asit varlığını doğrulamaya devam ediyor. Yenilenen kimyasal modelleme; örnek kütlenin yüzde 4’ünün sülfürik asit, yüzde 3’ünün demir sülfat ve yüzde 8’inin kimyasal bağlı sudan oluştuğunu gösteriyor.
- Sıvı su oranı: Ölçülen suyun yalnızca yüzde 0,1’inin sıvı veya serbest fazda hareket ettiği, ezici çoğunluğun minerallere kilitli olduğu saptandı.
- Ölçüm kısıtlamaları: Parçacıkların sıcak tüpler içerisinde buharlaşarak kimyasal tepkimeye girmiş olması, hidrate tuzların bir kısmının ölçüm sırasında oluşmuş olabileceği ihtimalini de canlı tutuyor.
Yaşam izi değil, atmosferik bir bilmece
Bilim insanları, bu keşfin Venüs’te yaşam bulunduğu veya gezegenin yaşama elverişli hale geldiği anlamına gelmediğinin altını çiziyor. Buna karşın bulgular, Venüs bulutlarındaki demir, magnezyum ve bağlı suyun kaynağı ile gezegenin morötesi ışığı nasıl soğurduğuna dair onlarca yıldır yanıt bekleyen sorulara yeni bir boyut kazandırıyor. Nihai tablo, gelecekte Venüs bulutlarına gönderilecek yeni nesil keşif araçlarının yapacağı doğrudan numune analizleriyle netleşecek.

















