Birleşik Krallık, tarihinin en sıcak yaz aylarından birini geçirirken termometrelerin 38 santigrat derecenin üzerine çıkması ülkede eşi benzeri görülmemiş bir soğutma krizini tetikledi. Sıcak hava dalgalarının etkisiyle araç tavanlarında 55 dereceyi aşan sıcaklıklar ölçülürken, İngiliz halkı çareyi klima satın almakta arıyor.
Stoklar tükendi, bekleme süresi 2 aya çıktı
Yaz boyunca 5 ayrı uzun süreli aşırı sıcak dalgasına maruz kalan ülkede, klima talebinde tarihi bir patlama yaşandı. Piyasada bulunan taşınabilir ve sabit klimalar hızla tükenirken, sipariş veren vatandaşların montaj ve teslimat için 1 ila 2 ay arasında sıra beklemek zorunda kaldığı bildirildi.
Aşırı taleple birlikte cihaz maliyetleri de katlandı. Tek bir odayı soğutabilecek standart bir klimanın maliyeti 2 bin sterline (yaklaşık 2 bin 700 dolar) kadar yükselerek hane halkı bütçesini zorlayan bir boyuta ulaştı.
İngiliz mimarisi ve yerel yasalar krizi derinleştiriyor
İngiltere’deki evlerin kış soğuklarına karşı ısıyı hapsetmek üzere tasarlanmış olması ve geleneksel yapılarda yalıtımın sıcak havayı içeride tutması ev içi sıcaklıkları dayanılmaz seviyelere taşıdı.
Balkon ve dış cephe yasakları engel oluşturuyor
Maliyetin yanı sıra belediyelerin katı imar mevzuatı da klima montajının önünde büyük bir engel teşkil ediyor. Birçok yerel yönetim; binaların dış cephelerine, çatılarına ve hatta balkonlarına dış ünite takılmasını yasaklıyor. Bu durum, sabit klima kurulumunu yalnızca müstakil ve geniş bahçeli ev sahipleri için mümkün kılıyor.
Avrupa genelinde aşırı sıcak ve kuraklık alarmı
İngiltere merkezli The Independent gazetesinin iklim raporlarına göre, sıcak hava dalgaları ülkede yaklaşık 3 bin ölümle ilişkilendirilirken İngiltere’nin yarısı ile Galler bölgesinin tamamı resmi olarak kuraklık ilan etti.
Uzmanlar, El Niño fenomeninin de etkisiyle Avrupa genelinde rekor kıran bu sıcaklıkların ve kuraklığın henüz bir başlangıç olabileceği uyarısında bulunuyor. Londra Ekonomi Okulu (LSE) Grantham İklim Değişikliği ve Çevre Araştırma Enstitüsü Başkanı Elizabeth Robinson, hükümetlerin iklim hedefleri ile fiili politikaları arasındaki uçurumu kapatmaması durumunda benzer krizlerin katlanarak artacağını ifade ediyor.

















