Evlilikte aşk yetmiyor: Erkekleri uzaklaştıran kritik özellikler

Sosyal psikoloji araştırmaları, ilişkilerde itici özelliklerin çekici yönleri gölgede bıraktığını ve evliliği sarstığını gösteriyor.

Evlilikte aşk yetmiyor: Erkekleri uzaklaştıran kritik özellikler

Bir ilişkiye başlarken hissedilen yoğun aşk ve heyecan, uzun vadeli bir evliliğin sürdürülmesi için tek başına yeterli olmuyor. Yıllarca süren birlikteliklerde memnuniyetin ve bağın korunması, başlangıçtaki beklentilerden çok daha farklı dinamiklere dayanıyor. Sosyal psikoloji alanında yürütülen kapsamlı araştırmalar, bireylerin partner seçiminde “itici” bulduğu özelliklerin çekici niteliklerden çok daha baskın bir rol oynadığını ve ilişkinin kaderini tayin ettiğini ortaya koyuyor.

Kırmızı çizgiler çekici özellikleri gölgede bırakıyor

Psikolog Peter Jonason liderliğinde gerçekleştirilen ve Personality and Social Psychology Bulletin dergisinde yayımlanan geniş çaplı araştırmalar, insanların partner arayışında olumlu özelliklerden ziyade olumsuzluklara odaklandığını gösterdi. 6 bin 500’den fazla katılımcıyla yapılan çalışmalar, sağlıksız yaşam tarzı ve istenmeyen karakter özelliklerinin uzun vadeli ilişki kararlarında doğrudan eleme sebebi olduğunu kanıtladı.

Araştırmanın en çarpıcı sonuçlarından biri, tek bir belirgin olumsuz özelliğin partnerin sahip olduğu birden fazla olumlu vasfı tamamen unutturabilmesi oldu. Başka bir deyişle, bireyler evlilik kararı alırken karşı tarafın artılarını listelemek yerine, katlanamayacakları eksi huyların varlığına bakarak geri adım atıyor.

Erkekler ve kadınlar benzer özelliklerden kaçınıyor

Toplumdaki genel yargının aksine, eş seçiminde kadınlar ve erkekler arasındaki farklar sanıldığından çok daha az. Her iki taraf da ihmalkarlık, tembellik, aşırı kontrolcülük ve ilgisizlik gibi temel karakter kusurlarını en büyük uzaklaşma sebebi olarak görüyor.

Buna karşın 45 ülkede 14 bin 400 katılımcıyla yapılan küresel bir çalışma, genel tercihlerde bazı nüansların korunduğunu gösteriyor. Erkekler partner seçiminde dış görünüşe ve gençliğe görece daha fazla ağırlık verirken, kadınlar finansal istikrar ve olgunluğa öncelik tanıyor. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin yüksek olduğu toplumlarda ise yaş farkı gibi kriterler önemini yitirerek eşler arasındaki yaş dengesi birbirine yaklaşıyor.

Evlilikte mutluluğu belirleyen faktör: Çatışma yönetimi

Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi Bildirileri (PNAS) bünyesinde 43 bağımsız veri tabanının incelendiği meta-analiz, evlilik sonrasındaki doyumun bireysel özelliklerden ziyade ilişkinin dinamiğine bağlı olduğunu gösterdi. Partnerin sadakati, takdir duygusu ve karşılıklı çaba ilişkinin kalitesini belirleyen ana faktörler olurken; nezaket gibi kişisel huylar tek başına memnuniyeti açıklamada yalnızca yüzde 5’lik bir paya sahip kaldı.

Ünlü psikolog John Gottman’ın araştırmaları da evliliklerin geleceğini belirleyen unsurun tartışmanın varlığı değil, tartışma biçimi olduğunu ortaya koyuyor. Alaycılık, küçümseme ve üstten bakma gibi aşağılayıcı davranışlar boşanmanın en büyük habercisi olarak öne çıkıyor. Erkeklerde zamanla azalan heyecan, kadınlarda ise karakter uyuşmazlıkları ilişkinin tıkanmasına yol açan en yaygın problemler arasında sıralanıyor.

Sonuç olarak seçim aşamasında itici özellikler kişileri geri adım atmaya itse de, bir ömür sürecek tatmini günlük hayattaki karşılıklı saygı, güven ve krizleri yönetme becerisi inşa ediyor.

Evlilikte aşk yetmiyor: Erkekleri uzaklaştıran kritik özellikler
Haber Bülteni
Bültenimize Katılın

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

Spam göndermiyoruz. İstediğiniz zaman abonelikten çıkabilirsiniz.