Fransa Milli Takımı’nda Didier Deschamps’ın ardından teknik direktörlük koltuğuna oturan Zinedine Zidane, “Horozlar” ile yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Eylül ayında düzenlenecek ilk kamp öncesinde futbol kamuoyu, Fransız efsanenin Real Madrid’de kazandığı tarihi başarıları milli takıma nasıl yansıtacağını merak ediyor.
Zidane’ın teknik adamlık felsefesi; disiplin, futbolculara duyulan güven ve kadro potansiyeline göre esneklik gösterebilme yeteneğine dayanıyor. Kulüp kariyerindeki altın yılları şekillendiren bu felsefe, Fransa Milli Takımı’nın yeni yol haritasını da belirliyor.
Real Madrid’den Fransa’ya taşınan 7 temel ilke
1. Bireysellik değil, ekip ruhu
Zidane, Real Madrid Castilla döneminden itibaren takım olgusunu her şeyin üzerinde tuttu. “Takım Çalışması Kendi Başına Bir Hedeftir” kitabını oyuncularına hediye eden teknik adam, “Bireysel bir spor yapamazdım; arkadaşlarımla anları ve kahkahaları paylaşmak beni motive ediyor” diyerek felsefesini özetlemişti. Fransa’da da yaklaşık 25 kişiden oluşan geniş bir teknik ekiple görev dağılımı yapması bekleniyor.
2. Görev paylaşımı ve detaycılık
Zidane, üst üste 3 Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu yaşadığı sadık yardımcısı David Bettoni ile ortaklığına Fransa’da da devam ediyor. Saha içi antrenmanların büyük bölümünü Bettoni’ye devreden Zidane, kendisini rakip analizlerine ve maç hazırlıklarına odaklıyor. Eski öğrencisi Derik Osede, Zidane’ın antrenmanlarının dinamik ve top odaklı olduğunu, her maça rakibin zayıf yönleri detaylıca incelenerek çıkıldığını belirtiyor.
3. Çalışma ve keyif dengesi
Fransız teknik adam için başarının anahtarı iki kelimede gizli: Çalışmak ve keyif almak. Bettoni, Zidane’dan aldığı ilk tavsiyenin “Çok konuşma, oyuncuların ertesi gün sahaya heyecanla döneceği antrenmanlar tasarla” olduğunu ifade ediyor. Zidane, her çalışmanın amacını oyuncularına anlatarak onları ikna etmeyi iletişimin temel kuralı olarak görüyor.
4. Esnek ve özgür taktik felsefe
Zidane, tek bir dizilişe bağımlı kalmayan esnek yapısıyla tanınıyor. Real Madrid’de Ronaldo, Benzema ve Bale (BBC) üçlüsü varken 4-3-3 sistemini tercih eden tecrübeli çalıştırıcı, sonraki dönemlerde kadro yapısına göre sistemini değiştirmekten çekinmedi. Taktik takıntısından ziyade yetenekli oyunculara hücum bölgesinde özgürlük tanıyan bir alan yaratmayı hedefliyor.
5. Rakibe göre şekillenen oyun
Pep Guardiola gibi sabit bir oyun felsefesine bağlı kalmak yerine Zidane, rakibin yapısına göre taktiğini şekillendiren teknik adamlardan biri olarak öne çıkıyor. Hem savunma hem de hücum dengesine büyük önem veren Zidane, topa sahip olunan ve olunmayan anlarda takımın ne yapacağını net bir şekilde çiziyor.
6. Sözsüz otorite ve karizma
Zidane’ın saha dışındaki en büyük kozu, soyunma odasındaki doğal karizması. Karim Benzema’nın “Zidane’ın içeri girdiğini gördüğünüzde, onun için hemen çalışmak istersiniz” sözleri bu durumu özetliyor. Eski takım arkadaşı Emmanuel Petit de Zidane’ın Kylian Mbappe ve Rayan Cherki gibi yıldızların bulunduğu soyunma odasında fazla söze gerek duymadan saygı uyandırdığını vurguluyor.
İlk büyük sınav Türkiye karşısında
Zidane’ın Real Madrid’deki metodolojisini milli takıma ne ölçüde başarıyla entegre edeceği, UEFA Uluslar Ligi’nde oynanacak ilk resmi maçta netlik kazanacak. Fransa’nın Eylül ayında Türkiye ile yapacağı kritik karşılaşma, bu yeni dönemin ilk somut göstergesi olacak.



