2026 yılı Albert Lasker Temel Tıbbi Araştırma Ödülü, bilim dünyasının uyku ve uyanıklık mekanizmalarına bakışını kökten değiştiren çığır açıcı bir keşfi yeniden gündemin merkezine taşıdı. Bilim insanları Emmanuel Mignot ve Masashi Yanagisawa; beyindeki uyanıklık dengesini sağlayan “oreksin” (hipokretin) sistemini haritalandırarak, bu kimyasal sinyallerin eksikliğinin önlenemez uyku ataklarına yol açan narkolepsi hastalığına neden olduğunu kanıtladı.
5 Ekim Pazartesi günü açıklanacak Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü öncesinde dikkatleri üzerine çeken bu gelişme, birbirinden bağımsız yürütülen iki ayrı araştırma hattının birleşmesiyle doğdu. Stanford Üniversitesi Uyku Tıbbı Profesörü ve Stanford Narkolepsi Merkezi Direktörü Emmanuel Mignot, beyin-omurilik sıvısında oreksin seviyelerinin ölçülememesinin insanlardaki narkolepsinin doğrudan kaynağı olduğunu belgelediklerini vurguladı.
Fareler ve köpeklerle başlayan çeyrek asırlık serüven
Keşif hikayesi 1990’lı yıllara uzanıyor. Tsukuba Üniversitesi Uluslararası Bütünleştirici Uyku Tıbbı Enstitüsü Direktörü Masashi Yanagisawa, hipotalamus bölgesinde üretilen “oreksin A” ve “oreksin B” adlı iki yeni nöropeptidi tanımladı. Yanagisawa’nın ekibi oreksin üretmeyen fareler geliştirdiğinde, hayvanların aniden hareketsiz kaldığı ve insanlardaki narkolepsi krizlerine birebir uyan tablolar sergilediği görüldü.
Eş zamanlı olarak genetik narkolepsi taşıyan Doberman ve Labrador cinsi köpekleri inceleyen Emmanuel Mignot ise hastalığın oreksin reseptör genindeki bir kusurdan kaynaklandığını tespit etti. İki farklı türde eş zamanlı elde edilen bu bulgular, daha sonra insanlar üzerinde yapılan testlerle pekiştirildi; Tip 1 narkolepsi hastalarında oreksin üreten nöronların neredeyse tamamen yok olduğu kanıtlandı.
Oreksin beynin dengesini nasıl koruyor?
Oreksin, beyinde yalnızca uykuyu engelleyen basit bir kimyasal olarak görev yapmıyor; aynı zamanda uyku ile uyanıklık arasındaki geçiş sınırlarını sabitleyen bir kontrol mekanizması işlevi görüyor. Bu molekülün eksikliği, gün içinde bastırılamayan ani uyku krizlerinin yanı sıra bilincin açık olduğu anlarda kas kontrolünün aniden yitirilmesi (katapleksi), uyku felci ve halüsinasyonlara neden oluyor.
Uzmanlar, genetik yatkınlığı bulunan bireylerde bir otoimmün sürecin hipotalamustaki bu özel hücreleri tahrip ettiğini değerlendiriyor.
Eksik sinyali tamamlayan ilk ilaç onaylandı
Biyolojik mekanizmanın aydınlatılması, uyku bozukluklarının tedavisinde yeni bir çığır açtı. Uykusuzluk (insomnia) tedavisinde oreksin reseptörlerini bloke eden ilaçlar kullanılırken, narkolepside ise eksik sinyali yapay olarak tetikleyen agonist moleküller geliştirildi.
Oreksin reseptör-2’yi seçici olarak uyaran ağızdan alınan “oveporexant” etken maddeli Orzeyful, Ağustos 2026’da ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından Tip 1 narkolepsi hastalarının tedavisi için resmen onaylandı. Yapılan Faz 3 klinik deneyleri, söz konusu tedavinin uyanık kalma süresini belirgin şekilde artırdığını ve katapleksi ataklarını ciddi oranda düşürdüğünü gösterdi. Hayatımızın üçte birini uykuda geçirdiğimizi hatırlatan uzmanlar, laboratuvardan eczane raflarına uzanan bu sürecin nörobilim tarihindeki en somut başarı hikayelerinden biri olduğunu kaydediyor.

















