Barcelona ve İspanya Milli Takımı’nın genç yıldızı Lamine Yamal, dünya futbolunun en prestijli bireysel ödülü olan Ballon d’Or (Altın Top) yarışına dair dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu. Movistar Plus platformunda Jorge Valdano’nun sunduğu “Universo Valdano” programına kapsamlı bir röportaj veren Yamal, ödülün belirlenmesinde gözetilen kriterleri eleştirerek kendisini bu yılki ödüle layık gördüğünü ifade etti.
“80 gol atan oyuncuya zaten gol krallığı ödülü veriliyor”
Ballon d’Or değerlendirme mantığının geçmişe kıyasla değiştiğini belirten Yamal, Lionel Messi ve Cristiano Ronaldo döneminde rekabetin çok daha net olduğunu hatırlattı. Günümüzde ödülle ilgisi olmayan unsurların öne çıkarıldığını savunan İspanyol yıldız, şu ifadeleri kullandı:
“Eskiden herkes dünyanın en iyi iki oyuncusunu bilirdi ve ödül ikisi arasında paylaştırılırdı. Şimdilerde ise kafa karıştırıcı kriterler üretiliyor. Örneğin Şampiyonlar Ligi’ni kazandığı için ödülün Paris Saint-Germain’den bir oyuncuya gitmesi gerektiği söyleniyor. Bir takım Şampiyonlar Ligi’ni kazandıysa en iyi takımdır ve o kupa zaten kulübün ödülüdür. Dünyanın en iyi oyuncusu o takımda yer alıyorsa bu ayrı bir konudur. Ancak bence Altın Top, 80 gol atan oyuncuya değil, dünyanın en iyi futbolcusuna verilmeli ve konu kapanmalıdır. 80 gol attığınızda zaten gol kralı ödülünü alıyorsunuz. İnsanların anlamadığı temel fark bu.”
Futbolseverlerin ekran başına geçtiğinde izlerken keyif aldığı ve diğer herkesten farklı olduğunu hissettiren oyuncunun ödülü hak ettiğini vurgulayan Yamal, ödülün özüne dönmesi durumunda gerçek değerini yeniden kazanacağını dile getirdi.
“Futbol uygulamalardaki rakamlardan ibaret değil”
Modern futbolun istatistik takıntısına da değinen genç oyuncu, maçları yalnızca gol ve asist sayıları üzerinden okuyan yeni nesil yaklaşımı eleştirdi. Çocukluğunda maçları 90 dakika boyunca izleyerek oyundan keyif aldıklarını belirten Yamal, Mesut Özil örneğini verdi:
“O dönemde herkes sahadaki oyundan zevk alırdı. Belki 20 gol atamayan ama inanılmaz bir seyir zevki sunan hücum oyuncuları vardı; Mesut Özil gibi, onu izlemeyi çok severdim. Bugün ise insanlar maç biter bitmez telefon uygulamasını açıp ‘Lamine iki gol attı veya iki asist yaptı, harika oynadı’ diyor. Oysa gol atmadığım halde sahada harika işler yaptığımı bilerek huzurla uyuduğum çok maç var. Çünkü futbol sadece son vuruşu yapan değil, topun kaleciden çıktığı andan itibaren örülen kolektif bir oyundur. Gol atamadığım için asla eve öfkeli dönmem; beni asıl sinirlendiren şey topa dokunamamak ve oyundan keyif alamamaktır.”
Saha içi taktikler ve alan paylaşımları
Barcelona’daki hücum varyasyonlarına da değinen Yamal, takım arkadaşları Fermin Lopez, Eric Garcia ve Jules Kounde ile antrenmanlarda saha içi yerleşimleri sıkça konuştuklarını aktardı.
Kanatta oynarken bek oyuncularının veya destek veren orta sahaların dış kulvardan bindirmek yerine iç koridorlara (half-space) hareketlenmesini tercih ettiğini belirten İspanyol yıldız, basit çözümlerin futbolda en etkili sonuçları verdiğini söyledi. Savunma arkasına koşu atan bir hücumcunun rakip defans hattını bozduğu o tek saniyelik zamanlamanın önemine dikkat çeken Yamal, antrenmanlarda özellikle bu kritik anları mükemmelleştirmeye odaklandıklarını kaydetti.















