Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile İran İslam Cumhuriyeti arasında askeri gerilimin yeniden tırmanışa geçmesiyle birlikte, Orta Doğu bölgesinde diplomatik kanallar ardı ardına hareketlendi. Bölgede tansiyonu düşürmek ve tarafları yeniden uzlaşı zeminine çekmek adına son saatlerde yoğun bir mekik diplomasisi yürütülüyor. Küresel aktörler ve bölge ülkeleri, krizin kontrolden çıkarak topyekûn bir savaşa dönüşmesini engellemek için itidal çağrılarını sıklaştırdı.
Katar Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan resmi açıklamaya göre, krizin çözümü ve diyalog ortamının yeniden tesisi için Doha yönetimi merkezi bir rol üstlenmiş durumda.
Doha merkezli dev telefon diplomasisi
Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdulrahman Al Thani, krizin patlak vermesinin ardından bölge ülkelerinin dışişleri bakanlarıyla kapsamlı bir telefon trafiği gerçekleştirdi. Al Thani, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ve Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi ile doğrudan temas kurarak ortak hareket etme kararlılığını masaya yatırdı.
Aynı süreçte Katar Başbakanı; Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah bin Zayed Al Nahyan, İran Dışişleri Bakanı Abbas Irakçi ve Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile de ayrı ayrı telefon görüşmeleri gerçekleştirdi. Yapılan resmi bilgilendirmede, bu üst düzey temasların ana gündem maddesini son iki günde Hürmüz Boğazı ve çevresinde yaşanan tehlikeli askeri hareketlilik oluşturdu.
Katar’dan Hürmüz Boğazı saldırılarına net kınama
Görüşmeler sırasında Şeyh Muhammed bin Abdulrahman Al Thani, uluslararası arabuluculuk çabalarına ve sağlanan geçici sükunet ortamına rağmen Hürmüz Boğazı’nda sivil ticari gemilerin hedef alınmasını kesin bir dille reddettiklerini ve kınadıklarını ifade etti. Katar Başbakanı, bu tür provokatif eylemlerin uluslararası deniz taşımacılığı güvenliğini sabote ettiğini, küresel enerji arzı güvenliğini tehlikeye attığını ve bölgesel istikrarı baltaladığını vurguladı.
Katar’ın pozisyonunu net bir şekilde ortaya koyan Al Thani, tüm tarafların 18 Haziran’da imzalanan İslamabad mutabakat zaptı (mütabakat muhtırası) hükümlerine ve taahhütlerine sadık kalması gerektiğini belirterek şu çağrıda bulundu:
“Körfez bölgesinin güvenliğini korumak ve şu ana kadar elde edilen diplomatik kazanımları heba etmemek adına tek yol diyalog masasına sadık kalmaktır. Katar, gerilimi dizginleyecek ve bölgeye kalıcı barış getirecek kapsamlı bir anlaşma için tüm uluslararası girişimleri desteklemeye hazırdır.”
İran’dan İslamabad mutabakatı çıkışı ve Pakistan hamlesi
Krizin diplomatik cephesinde Tahran yönetimi de askeri müttefikleriyle koordinasyonu artırıyor. İran Dışişleri Bakanlığı, Bakan Abbas Irakçi’nin Pakistan Kara Kuvvetleri Komutanı General Asım Münir ile stratejik bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini duyurdu. Görüşmede Irakçi, ABD ordusunun İran topraklarına yönelik düzenlediği hava saldırılarını “uluslararası hukukun ve İslamabad mutabakatının açık bir ihlali” olarak nitelendirdi.
Amerikan yönetiminin mutabakatı tek taraflı olarak feshetmesini “Washington’ın savaş yanlısı politikalarının bir devamı” olarak yorumlayan Irakçi, Pakistan askeri liderliğine şu mesajı iletti:
“ABD’nin bölgedeki askeri magazinlerine ve egemenliğimizi hedef alan adımlarına karşı İran Silahlı Kuvvetleri toprak bütünlüğünü savunma noktasında tam bir kararlılığa sahiptir. Her türlü senaryoya karşı tetikteyiz.”
İranlı Bakan ayrıca Umman ve Türkiye dışişleri bakanlarıyla yaptığı görüşmelerde de diplomasi vurgusunu yineledi. Umman Dışişleri Bakanlığı ise el-Busaidi ve Irakçi’nin, Hürmüz Boğazı üzerinden enerji akışının kesintisiz sürmesi ve deniz hukukuna riayet edilmesi konusunda hemfikir olduğunu bildirdi.
Bölge ateş çemberinde: Karşılıklı misillemeler sürüyor
Orta Doğu’daki bu diplomatik seferberlik, sahada yaşanan ağır çatışmaların gölgesinde icra ediliyor. Çarşamba günü İran ordusunun Hürmüz Boğazı yakınlarında Suudi Arabistan’a ait “Widian” ve Katar’a ait “Al-Rakiyat” sıvılaştırılmış gaz (LNG) tankerlerini vurmasının ardından Arap dünyasından ortak bir tepki yükselmişti.
Bu saldırılara misilleme olarak ABD Hava Kuvvetleri iki gündür Güney İran’daki askeri üsleri bombalarken; Tahran yönetimi de misilleme olarak Kuveyt ve Bahreyn’de konuşlu Amerikan üslerini balistik füzelerle hedef almaya devam ediyor. Donald Trump’ın anlaşmanın bittiğini ilan etmesiyle askeri çözümlerin öne çıkması, arabulucu konumundaki Doha, İslamabad ve Muskat yönetimlerinin omuzlarındaki diplomatik yükü daha da artırıyor.



