Bölgesel güvenlik dengelerinin ABD-İsrail ile İran arasındaki çatışmalarla kökten değiştiği bir dönemde, Körfez ülkeleri ve Ürdün, savunma ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla Pakistan ile yeni ortaklıklar kurma arayışına girdi. Enerji ve yatırım odaklı bu iş birliği modeli, bölge ülkelerinin güvenlik mimarilerini çeşitlendirme stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Bölgesel güvenlikte yeni dönem
28 Şubat 2026’da başlayan ve bölgeyi sarsan çatışmalar, Körfez ülkelerini güvenlik politikalarını gözden geçirmeye zorladı. Washington ile olan geleneksel ittifakların yanı sıra, bölge ülkeleri artık askeri kapasitesi ve gelişmiş savunma sanayisiyle dikkat çeken Pakistan’ı stratejik bir ortak olarak konumlandırıyor.
Kuveyt, Bahreyn ve Ürdün’ün öncülük ettiği bu girişim, Pakistan’ın askeri tecrübesi ile Körfez’in ekonomik gücünü birleştiren bir “savunma-yatırım takası” üzerine kurgulanıyor. Pakistan’ın geçen yıl Suudi Arabistan ile imzaladığı kapsamlı savunma anlaşması, bu yeni genişleme sürecinin temel referans noktasını oluşturuyor.
Enerji ve savunma takası
Pakistan ile Körfez ülkeleri arasındaki müzakerelerin merkezinde enerji güvenliği ve savunma sanayisi iş birliği yer alıyor.
-
Kuveyt’in stratejik hamlesi: Kuveyt, Pakistan ile yürüttüğü görüşmelerde, dizel tedariki anlaşmalarını bir üst seviyeye taşımak istiyor. Bu kapsamda, Pakistan topraklarında gümrük denetimli bir yakıt deposu oluşturulması projesi masadaki seçeneklerden biri.
-
Savunma sanayisi: Pakistan, kendi savaş uçaklarını ve insansız hava araçlarını (İHA) üretebilen bir ülke konumunda. Bu yetkinlik, Batı’ya olan bağımlılığını azaltmak isteyen Körfez ülkeleri için Pakistan’ı “güvenli ve ulaşılabilir” bir alternatif haline getiriyor.
Askeri varlık tartışması
Ancak Pakistanlı yetkililer, savunma iş birliğinin sınırları konusunda dikkatli bir dil kullanıyor. Pakistanlı bir güvenlik yetkilisi, görüşmelerin “her şeyi kapsadığını” ancak şu aşamada bölgeye “muharip asker konuşlandırmanın” söz konusu olmadığını vurguladı. İslamabad yönetimi, bu yeni ittifakların Pakistan’ı ABD-İran çatışmasının doğrudan bir tarafı haline getirmesinden çekiniyor.
Yeni güvenlik blokları mı kuruluyor?
Pakistan, Suudi Arabistan ve Türkiye arasında hazırlık aşamasında olan ayrı bir “üçlü savunma anlaşması” taslağı, bölgedeki stratejik iş birliğinin sadece ikili ilişkilerle sınırlı kalmayacağını gösteriyor. Ürdün’ün de bu sürece dahil olması, bölgede ABD ve İran eksenli çatışmaların dışında, yerel ve bölgesel güçlerin kendi güvenlik şemsiyelerini oluşturma çabasını destekliyor.
Bölgesel analistler, Washington’ın güvenilirliğinin sorgulandığı bir atmosferde, Pakistan’ın nükleer silah gücüne sahip olması ve bağımsız savunma politikası yürütebilmesinin, Körfez ülkeleri için caydırıcı bir “yeni seçenek” sunduğuna dikkat çekiyor. Temmuz 2026’da ateşkesin çökmesiyle yeniden alevlenen çatışmalar göz önüne alındığında, bu yeni savunma ortaklıklarının Orta Doğu’daki güç haritasını önemli ölçüde etkilemesi bekleniyor.



