Tüketicilerin en sık karşılaştığı sorunlardan biri olan soyulmuş veya dilimlenmiş muzların hızla kararması problemi, biyoteknoloji dünyasındaki son gelişmelerle tarihe karışıyor. İngiltere merkezli tarımsal biyoteknoloji şirketi Tropic Biosciences tarafından gen düzenleme teknolojisi kullanılarak geliştirilen yeni muz çeşidi, kararmaya karşı direnç göstererek tazeliğini çok daha uzun süre muhafaza ediyor.
Söz konusu ürün, İngiltere Çevre, Gıda ve Kırsal İşler Bakanlığı’ndan ticari pazarlama bildirimi alarak piyasaya sürülme yolunda kritik bir eşiği geride bıraktı. İngiltere Gıda Standartları Ajansı’nın (FSA) nihai gıda güvenliği onayının ardından raflardaki yerini alması beklenen bu çeşit; daha önce ABD, Kanada, Japonya ve Brezilya’nın da aralarında bulunduğu 11 ülkede yasal onay süreçlerini başarıyla tamamlamıştı.
Muzlar neden kararır ve genetik müdahale nasıl çalışır?
Dünya genelinde tüketilen muzların büyük bölümü, tohumsuz ve kısıt olan, vejetatif yolla çoğaltılan “Cavendish” çeşidinden oluşuyor. Muz soyulduğunda ya da dilimlendiğinde hücreler hava ile temas ediyor; bitki dokusunda bulunan “polifenol oksidaz” (PPO) enzimi oksijenle tepkimeye girerek kahverengi melanin pigmentlerinin oluşmasına yol açıyor.
Uzmanlar, kararma sürecinin besin değerini düşürmediğini ve aslında bitkinin mikroplara karşı geliştirdiği bir savunma mekanizması olduğunu belirtiyor. Ancak estetik kayıplar tüketicilerde olumsuz algı oluşturuyor. Tropic Biosciences bünyesindeki araştırmacılar, devrim niteliğindeki CRISPR-Cas9 yöntemini kullanarak bitkiye dışarıdan yabancı bir DNA aktarmadan, PPO enzimini üreten geni hassas bir şekilde düzenledi. Bu sayede enzimin aktivitesi baskılandı ve meyve etinin saatlerce ilk anki sarılığını koruması sağlandı.
Mutfaklardan hazır gıda sektörüne yeni fırsatlar
Geliştirilen bu yeni genetik özellik, meyvenin tadında, kokusunda, dokusunda veya besin değerinde herhangi bir olumsuz değişikliğe yol açmıyor. Şirket verilerine göre, oda sıcaklığında tezgahta bırakılan dilimlenmiş muzlar 24 saate kadar kararmadan formunu koruyabiliyor.
Uzmanlar, bu gelişmenin özellikle hazır meyve salataları, taze meyveli içecekler (smoothie) ve pastacılık sektörü için devrim niteliğinde olduğunu ifade ediyor. Daha önce hızla karardığı için endüstriyel hazır paketli ürünlerde taze olarak kullanılamayan muz, bu teknoloji sayesinde doğrudan paketli ürün zincirine dahil edilebilecek.
Gıda israfı ve karbon salımına karşı büyük kazanım
Girişimin en önemli çevresel çıktısı ise küresel gıda israfını önleme potansiyelinde yatıyor. Muz, dünya genelinde en çok israf edilen gıda maddeleri arasında ilk sıralarda yer alıyor. Yalnızca İngiltere’de tüketicilerin, kabuğunda beliren küçük siyah lekeler ya da hafif ezilmeler nedeniyle her gün yaklaşık 1,4 milyon adet yenilebilir durumdaki muzu çöpe attığı tahmin ediliyor.
Geliştirici firma, kararmayan muzun tedarik zincirindeki sera gazı emisyonlarını yüzde 25’ten fazla azaltabileceğini hesaplıyor. Bu oran, sadece küresel muz ihracatı pazarında yılda 9 milyon tonun üzerinde karbondioksit eşdeğeri salımın engellenmesi anlamına geliyor.
Üreticiler ne bekliyor: Kozmetik mi, dayanıklılık mı?
Tüketici ve perakende tarafında büyük bir heyecan yaratan bu gelişmeye, bazı tarım uzmanları temkinli yaklaşıyor. Queensland Teknoloji Üniversitesi’nden Dr. Jean-Yves Paul gibi isimler, kararmayı geciktirmenin tüketici odaklı kozmetik bir yenilik olduğunu, limon suyuyla dahi çözülebilen bir problem için çiftçilerin mevcut plantasyonlarını kolay kolay değiştirmeyeceğini vurguluyor.
Bilim dünyasına göre muz üreticilerinin asıl önceliği, tarlaları yok eden “Panama hastalığı” (Fusarium solgunluğu) ve siyah sigatoka gibi ölümcül mantar hastalıklarına karşı dirençli türlerin geliştirilmesi. Buna karşın araştırmacılar, hassas gen düzenleme teknolojisinin sağladığı deneyimin, yakın gelecekte iklim krizine, kuraklığa ve ölümcül bitki hastalıklarına dirençli yeni nesil tarım ürünlerinin geliştirilmesinde hayati bir temel oluşturduğu konusunda hemfikir.

















