İran’ın bölge ülkelerine ve ABD’ye yönelik petrol ambargosu tehditlerinin ardından, Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinde belirgin bir değişim yaşandı. Seyrüsefer takip verilerine göre, boğazdaki geçişlerde ticari kargo gemileri ağırlık kazanırken ham petrol taşıyan tankerlerin trafiği neredeyse durma noktasına geldi.
Son 48 saatlik dönemde İran bağlantılı yalnızca 6 kargo gemisi boğazdan geçerken, diğer ülkelere ait 29 ticari gemi geçiş yaptı.
Tanker trafiği dip yaptı, yük gemileri öne çıktı
Açık kaynaklı denizcilik izleme verilerine göre, 22-23 Ağustos tarihlerinde boğazdan geçen 35 ticari geminin dağılımı dikkat çekti:
24 konteyner ve genel kargo gemisi,
3 dökme yük gemisi,
Yalnızca 5 ham petrol tankeri ve 3 sıvılaştırılmış gaz (LNG/LPG) tankeri.
İran bağlantılı hiçbir petrol tankerinin son üç gündür boğazdan geçiş yapmadığı belirlenirken, bağımsız Çin rafinerilerine sunulan İran petrolü arzının hızla gerilediği ve navlun fiyatlarının sert yükseldiği kaydedildi.
“Tek damla petrole izin vermeyiz” resti
Tanker trafiğindeki keskin düşüş, İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai’nin açıklamalarının ardından geldi. Rızai, komşu ülkelerin ABD yaptırımlarıyla iş birliği yapması durumunda Hürmüz Boğazı ve Basra Körfezi’nden “tek bir damla petrolün” dahi geçişine izin verilmeyeceğini duyurmuştu.
Washington cephesinde ise ABD Hazine Bakanı Scott Bessent’in “tarihin en sert yaptırım paketi” olarak nitelediği yeni ekonomik tedbirleri devreye sokacağını açıklaması, armatörler ve uluslararası petrol tüccarları üzerindeki tedirginliği artırdı.
Umman koridorunda askeri koruma arayışı
ABD’nin deniz koruması sağlama vaatlerine rağmen, Umman karasuları üzerinden geçen alternatif hatta da petrol tankeri geçişi kaydedilmedi. İki gün içinde bu rotayı kullanan 8 geminin tamamının varış noktalarını ve mülkiyet bilgilerini gizleyen kuru yük gemileri olduğu tespit edildi.
Gemi takip kuruluşu Kpler, çok sayıda tankerin hedef olmamak ve yaptırımlardan kaçınmak amacıyla Otomatik Tanımlama Sistemlerini (AIS) kapattığını, bu nedenle bölgedeki fiili petrol sevkiyatının kayıt dışı ve yüksek risk altında sürdüğünü vurguluyor.

















