İran ile ABD arasında Hürmüz Boğazı ve deniz hatları üzerinden süregelen gerilim, Tahran yönetimini yeni lojistik arayışlara itiyor. İran Deniz Taşımacılığı Birliği Konteyner Komitesi Başkanı Kambiz İtimadi, Washington’ın uyguladığı deniz ablukasına karşı alternatif planlarını kamuoyuyla paylaştı. İtimadi, İran’ın dış ticaretinin yüzde 90’ından fazlasının deniz yoluyla yapılmasına rağmen, bu hacmin önemli bir kısmının kara ve demir yolu koridorlarına aktarılabilecek kapasitede olduğunu belirtti.
“Yaptırımları delme tecrübemiz var”
ABD’nin deniz operasyonlarıyla İran’ın dünya ile bağını kesmeyi hedeflediğini kaydeden İtimadi, ülkesinin uzun yıllardır ekonomik baskılar altında yaşadığını hatırlattı. İran’ın yaptırımları aşma konusunda ciddi bir deneyime sahip olduğunu vurgulayan İtimadi, “Ticari faaliyetlerimizin yüzde 40’ını kara yollarına yönlendirebiliriz. Özellikle toplam transit hacmimizin yüzde 15’ini Kuzey-Güney Koridoru üzerinden yürütebiliriz” dedi.
Kuzey-Güney Koridoru: Stratejik alternatif
İran’ın güvenli limanı olarak görülen Uluslararası Kuzey-Güney Ulaştırma Koridoru (INSTC), Hindistan’dan Rusya ve Avrupa’ya uzanan devasa bir ağı kapsıyor. 2000 yılında temelleri atılan ve Türkiye ile Azerbaycan’ın da dahil olduğu bu proje, deniz ablukasının yaşandığı bugünlerde Tahran için hayati bir çıkış noktası haline geldi.
Bu hamle, Hürmüz Boğazı’ndaki askeri ve diplomatik kilitlenmenin küresel ticaret rotalarını nasıl kalıcı olarak değiştirebileceğinin bir göstergesi olarak kabul ediliyor. Uzmanlar, İran’ın lojistik rotalarını kara yollarına kaydırmasının maliyetleri artırsa da, Washington’ın denizdeki baskı gücünü zayıflatabileceğini değerlendiriyor.

