Amerika Birleşik Devletleri, Başkan Donald Trump yönetiminin nükleer enerji üretimini artırma stratejisi kapsamında, karasularında deniz üstü (offshore) nükleer reaktörlerin kurulmasına imkan tanıyacak “net bir yasal çerçeve” oluşturduğunu duyurdu. Deniz üstü rüzgar enerjisi projelerini durdurma kararı alan yönetim, enerjide açığı yüzen nükleer santrallerle kapatmayı hedefliyor.
ABD İçişleri Bakanlığı’na bağlı Deniz Enerjisi Yönetimi Bürosu (BOEM) ve ABD Nükleer Düzenleme Komisyonu (NRC), federal yetki alanındaki 3,2 milyar dönümlük dış kıta sahanlığında reaktörlerin konuşlandırılmasını kolaylaştıracak mutabakat zaptını imzaladı.
“Güvenilir ve yerli enerji kaynağı”
Büro Direktör Vekili Matt Giacona yaptığı resmi açıklamada, batık ve yüzen reaktör sistemlerinin onlarca yıldır askeri gemilerde ve denizaltılarda güvenle kullanıldığına dikkat çekti. Giacona, mevcut teknolojinin zorlu deniz koşullarında güvenilir bir güç kaynağı sunabileceğini ve ABD’nin gelecekteki enerji güvenliğini önemli ölçüde pekiştireceğini vurguladı.
Nükleer Düzenleme Komisyonu Gelişmiş Reaktörler Bürosu Direktörü Jeremy Bowen ise mutabakat anlaşmasının kamuoyuna ve yatırımcılara güven sağladığını, yeni nesil nükleer teknolojilerin deniz üzerinde emniyetli şekilde yaygınlaştırılmasına zemin hazırladığını aktardı.
Dünyada yüzen santraller ve 2050 hedefi
Geleneksel olarak askeri gemiler, buzkıranlar ve denizaltılarda yararlanılan yüzen nükleer teknolojisi, son yıllarda sivil enerji üretimi ve karbon emisyonlarını azaltma aracı olarak küresel düzeyde dikkat çekiyor. Halen dünyada sivil amaçlı aktif tek yüzen nükleer santral (Akademik Lomonosov) Rusya tarafından işletiliyor.
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) verilerine göre ABD’nin yanı sıra Kanada, Çin, Danimarka, Güney Kore ve Rusya küçük modüler deniz üstü nükleer reaktör tasarımları üzerinde çalışıyor. Trump yönetimi ise ABD’nin nükleer enerji üretim kapasitesini 2050 yılına kadar 4 katına çıkarmayı hedeflediğini yineliyor.
Çevre örgütlerinden sert tepki: “Biyolojik çeşitliliğe tehdit”
Karar, deniz ekolojisini ve çevre sağlığını savunan sivil toplum kuruluşlarının sert tepkisine yol açtı. Biyolojik Çeşitlilik Merkezi Deniz Koruma Kampanyaları Direktörü Nick Katkevich, yönetimin deniz yaşamına yaklaşımını eleştirerek şu değerlendirmede bulundu:
“Trump yönetiminin deniz ekosistemine yönelik son derece tehlikeli fikirleri tükenmiyor. Bu fikirlerin en kötülerinden biri de eski ve paslanmış petrol platformlarının üzerine nükleer reaktörler inşa etme planıdır.”
Çevre örgütleri, açık denizlerde yaşanabilecek olası bir kaza veya sızıntının okyanus ekosistemi üzerinde geri dönülemez felaketlere yol açabileceği konusunda yetkilileri uyarıyor.



