Birleşmiş Milletler (BM) Konut Hakkı Özel Raportörü Balakrishnan Rajagopal, İsrail’in Lübnan operasyonlarını uluslararası hukuk ve insani normlar çerçevesinde değerlendirdi. Rajagopal, İsrail’in Lübnan’ın güneyine yönelik yürüttüğü askeri faaliyetlerin, taktiksel açıdan Gazze’deki soykırım kampanyasıyla çarpıcı benzerlikler taşıdığını vurguladı.
Sistematik yıkım ve ilhak tehdidi
İsrail’in 2026 yılındaki saldırılarının geçmişteki çatışmalardan ayrıştığını belirten Rajagopal; kitlesel bombalamalar, sivil altyapının kasten hedef alınması ve köylerin buldozerlerle yerle bir edilmesinin Gazze’de uygulanan stratejinin bir parçası olduğunu ifade etti. Raportör, İsrailli yetkililerin Lübnan topraklarını ilhak etme niyetlerini açıkça ilan etmelerinin, yapı katliamı (domicide) ve mülksüzleştirme politikasının somut bir göstergesi olduğunu kaydetti.
“Geri dönüşü engelleyen ateşkes adil değildir”
İsrail ordusunun ateşkese rağmen Lübnanlı ailelerin evlerine dönmesini engellemesine tepki gösteren Rajagopal, şu ifadeleri kullandı:
“İsrail’in yayımladığı uyarılar, saldırıların asıl amacının bölgeyi Lübnan halkından tamamen arındırmak olduğunu kanıtlıyor. Yerinden edilmiş insanların evlerine güven içinde dönme hakkı esastır. Bu hakkın gasp edildiği bir süreç, uluslararası hukuka göre adil bir ateşkes olarak nitelendirilemez.”
Kırılgan ateşkes ve gelecek senaryoları
Bölgedeki ateşkesin “geniş çaplı bir savaşın parçası” olması nedeniyle her zamankinden daha hassas olduğunu hatırlatan BM Raportörü, İsrail’in yerinden etme politikalarından vazgeçmemesi durumunda çok daha vahim senaryoların yaşanabileceği uyarısında bulundu. Rajagopal, uluslararası toplumun temel hukuk normlarına yönelik bu saldırılar karşısında daha kararlı bir duruş sergilemesi gerektiğini belirtti.

