“İnsanlığa olan ilgi eksikliğinden değil, tam aksine insanlığa duyulan ilgiden dolayı yapıldı… Belki de günah olan buydu.” Amerikalı fizikçi Philip Morrison, dünyayı nükleer felaketin eşiğine getiren kararların arkasındaki zihniyeti bu sözlerle ifade ediyor. 9 Ağustos 1945’te Japonya’nın Nagasaki kentine atılan ve II. Dünya Savaşı’nı sona erdiren “Fat Man” (Şişman Adam) kod adlı plütonyum bombasının montajını yöneten Morrison, operasyonun bilinmeyenlerini arşiv röportajında detaylarıyla paylaştı.
BBC’nin tarihi arşivlerinden derlenen tanıklıkta, henüz 30 yaşındayken Manhattan Projesi’nde kritik rol oynayan genç fizikçinin, atom bombasının çekirdeğini bir otomobilin arka koltuğunda dizinde taşıdığı günlerden Nagasaki’nin yıkımına kadar uzanan süreç gözler önüne serildi.
Tinian Adası’ndan Nagasaki’ye uzanan askeri süreç
Morrison, Los Alamos Laboratuvarı’nda hocası J. Robert Oppenheimer liderliğinde yürütülen çalışmalarda yer aldı. 16 Temmuz 1945’teki Trinity testinin ardından, ikinci atom bombasının montajını denetlemek üzere Pasifik’teki Tinian Adası’na gönderildi. Tinian’daki hava üssünü “dünyanın en büyük havalimanı” olarak niteleyen Morrison, bin uçaklık geleneksel bombardıman filolarının aksine, nükleer saldırının sadece 25 bilim insanı ve birkaç prefabrik binadan oluşan gizli bir ekiple organize edildiğini vurguladı.
Nagasaki’de ilk anda 40 bin, takip eden yıllarda ise radyasyon etkisiyle 100 binden fazla insanın hayatını kaybettiği felaketin ardından bölgede incelemelerde bulunan Morrison, bir Japon yetkilinin “Tek bir bomba bunu yaptı, bu dayanılmaz” sözlerinin hafızasına kazındığını belirtti.
Yılda yüzlerce bomba ve durdurulamayan askeri çark
Tarihi tanıklıkta öne çıkan en çarpıcı detay ise ABD ordusunun hedeflerinin iki bombayla sınırlı kalmadığı gerçeği oldu. Morrison, savaşın devam etmesi halinde ABD’nin bir yıl boyunca her ay yeni atom bombaları atmayı planladığını ve kendisinin bu sevkiyatların takvimini hazırlamakla görevlendirildiğini açıkladı.
Morrison’a göre, Nazi Almanya’sının yenilmesinden sonra bile devam eden bu askeri mekanizmayı durdurabilecek tek güç Başkan Franklin D. Roosevelt’ti. Ancak Roosevelt’in Nisan 1945’teki ölümü, süreci geri dönülemez bir yola soktu. Görevi devralan Harry Truman ise yıllardır süren devasa bir askeri operasyonun baskısı altında kararları uygulamak zorunda kaldı.
Savaştan sonra Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde (MIT) profesör olan ve nükleer silahlanma karşıtı mücadelede öncü roller üstlenen Morrison, Japonya’ya saldırı öncesinde hiçbir resmi uyarının yapılmamış olmasını “savunulamaz bir hata” olarak değerlendirdi.



