ABD’nin İran’a yönelik yürüttüğü askeri operasyonlar, operasyonun ilk günlerine kıyasla köklü bir değişim içerisine girdi. Washington yönetimi, başlangıçta sadece askeri tesisleri, füze bataryalarını ve stratejik savunma noktalarını hedef alırken, son dönemde rotasını ülkenin lojistik ve sivil altyapısına çevirdi.
Hürmüzgan eyaletinde altı köprünün imhası, Bandar Abbas’taki demiryolu ağının vurulması ve elektrik nakil hatlarının hedef alınması, ABD’nin “sınırlı caydırıcılık” stratejisinden, İran’ın operasyonel kapasitesini felç etmeyi amaçlayan çok daha geniş bir “açık uçlu” askeri kampanyaya geçtiğini gösteriyor.
Kıyı hattının izolasyonu ve lojistik abluka
ABD ordusunun stratejisi, İran’ın güney sahil şeridini izole ederek, Devrim Muhafızları’nın lojistik damarlarını kesmek üzerine kurulu. Özellikle Hürmüz Boğazı’nın güvenliğini tehdit eden unsurları bertaraf etmek isteyen Washington, bölgedeki ulaşım hatlarını hedef alarak İran’ın askeri sevkiyat kabiliyetini sınırlamayı hedefliyor.
İletişim ve gözetim ağlarına darbe
Sadece kara ulaşımı değil, aynı zamanda deniz gözetim kapasitesi de hedefte. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Çabahar’daki stratejik bir gözlem kulesinin imha edildiğini doğruladı. Bu tesis, yıllardır Devrim Muhafızları tarafından bölgedeki ticari gemi trafiğini izlemek ve yönlendirmek için kullanılan ağın kritik bir parçası olarak tanımlanıyordu.
Kara harekâtı hazırlığı mı?
Askeri uzmanlar ve analistler, ABD’nin enerji, su ve ulaşım gibi sivil/askeri ortak kullanımlı tesislere yönelmesini çeşitli şekillerde yorumluyor. Bölgede halihazırda 50 bin civarında askeri bulunan ABD’nin bu adımları, “kara harekâtı” ihtimalini tekrar gündeme getirdi. Ancak uzmanlar, bunun zorlu ve riskli bir seçenek olduğunu belirterek, Washington’ın bu hamleyle Tahran’ı müzakere masasına zorlamayı hedeflediği görüşünde birleşiyor.
Tahran’dan “savaş” uyarısı
İran yönetimi, ABD’nin altyapıya yönelik saldırılarını “topyekûn bir savaş ilanı” olarak nitelendiriyor. Tahran’dan gelen açıklamalar, yanıtın alışılagelmiş yöntemlerin dışında ve “hesap edilemez” boyutta olacağı yönünde.
-
Caydırıcılık vurgusu: Tahran, saldırıları sadece askeri bir tepkiyle değil, karşı tarafın bölgedeki çıkarlarına maliyet yükleyecek stratejik hamlelerle yanıtlayacağını duyurdu.
-
Üçüncü taraflara uyarı: İranlı yetkililer, ABD saldırılarına lojistik destek sağlayan veya üslerini açan bölge ülkelerinin de bu çatışmanın bir parçası haline geldiğini ve sorumluluk taşıdığını hatırlattı.
28 Şubat’ta başlayan ve kısa süreli bir ateşkesin ardından yeniden tırmanışa geçen gerilim, hem Hürmüz Boğazı’ndaki enerji akışını hem de bölgesel istikrarı belirsizlik içerisinde bırakmaya devam ediyor.



