Körfez bölgesinde ticari gemileri ve enerji koridorlarını hedef alan askeri tırmanış küresel bir kriz boyutuna ulaşırken, bölge ülkelerinden diplomatik cephede çok güçlü bir ortak ses yükseldi. Körfez İşbirliği Konseyi (KİK), İran askeri unsurlarının Hürmüz Boğazı’nda Suudi Arabistan petrol tankerini vurmasının ardından acil durum deklarasyonu yayımladı. Konsey, Tahran yönetiminin attığı adımları en sert ifadelerle lanetleyerek Suudi Arabistan’a kayıtsza şartsız destek taahhüt etti.
“Bu saldırı küresel enerji arzına doğrudan sabotajdır”
Körfez İşbirliği Konseyi Genel Sekreteri Casim el-Bedivi, Riyad’da yaptığı basın açıklamasında, Suudi Arabistan denizcilik şirketi Bahri’ye ait “Widian” adlı ham petrol tankerinin Hürmüz Boğazı’nı geçtiği sırada İran tarafından füzeyle hedef alınmasını “suç teşkil eden bir agresyon” olarak nitelendirdi.
Tahran’ın eylemlerinin hukuki ve ekonomik sonuçlarına değinen el-Bedivi, şu analizi paylaştı:
“İran’ın Suudi Arabistan bandıralı bir tankere düzenlediği bu hain saldırı, uluslararası hukukun ve deniz seyrüsefer emniyeti kurallarının açık ve barbarca bir ihlalidir. Tahran yönetimi, bölgesel barışı dinamitleyen kışkırtıcı yaklaşımını sürdürmekte, küresel ticaret ağlarını kitlemekte ve dünya enerji arz güvenliğini sabote etmektedir. Bu durum tüm küresel normlara meydan okumaktır.”
Körfez ülkelerinden Riyad’a askeri ve diplomatik kalkan
Genel Sekreter el-Bedivi, konseye üye ülkelerin (Kuveyt, Bahreyn, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Umman) Suudi Arabistan Krallığı ile tam bir kardeşlik ve ortak kader bilinciyle hareket ettiğini duyurdu. KİK deklarasyonunda, Suudi Arabistan’ın kendi ulusal egemenliğini, karasularını ve ekonomik çıkarlarını korumak adına alacağı tüm askeri, stratejik ve bürokratik kararların arkasında durulacağı kararlılıkla vurgulandı.
Arka planda tırmanan Körfez savaşı
Askeri uzmanlar, KİK’in bu sert çıkışının, ABD Merkez Komutanlığı’nın (CENTCOM) İran limanlarına yönelik yaptırım operasyonları ve Tahran’ın buna misilleme olarak Kuveyt ve Bahreyn’deki Amerikan üslerine balistik füze fırlatmasıyla genişleyen bölgesel savaş takviminin bir parçası olduğunu belirtiyor.
Aynı günlerde Katar’a ait bir LNG tankerinin de Hürmüz Boğazı’nda isabet alması üzerine Körfez sermayesi ve diplomasisi, Tahran’ın bölgedeki “böl, yönet ve kısıtla” stratejisine karşı tek vücut olma kararı aldı. Ankara’daki NATO zirvesinde de yankı bulan bu gelişme, Körfez ülkelerinin kendi hava ve deniz savunma şemsiyelerini birleştirme sürecini hızlandırabilir.



