Avustralyalı Stephanie Benedetti, hayatının 15 yılını karartan ve günlerce yatağa bağımlı kalmasına neden olan şiddetli baş ağrılarının nedenini ararken adeta bir servet harcadı. 20’den fazla doktora danışan, 6 kez beyin MR’ı çektiren, alternatif tıp ve detoks programlarını deneyen Benedetti; muayeneler, tetkikler, seyahatler ve ilaçlar için 1 milyon dolardan fazla harcama yaptı. Ancak aradığı yanıt, yıllar önce çekilen 20’lik dişinin yuvasında gizliydi.
Genellikle Tayland’ın Phuket adasında yaşayan Benedetti, haftada bir veya iki haftada bir tekrarlayan ve 2 ila 4 gün süren migren atakları nedeniyle iş ve sosyal hayatından tamamen koptu. Yüzde şişlik, boyun ağrısı, çene sızısı ve sindirim sorunlarının da eşlik ettiği bu süreçte nöroloji, endokrinoloji ve diş hekimliği uzmanları net bir teşhis koyamadı.
20’lik diş çekim bölgesinde kemik boşlukları bulundu
Benedetti’nin kaderi 2025 yılında arayışını çene ve diş kemiği üzerine yoğunlaştırmasıyla değişti. Diş ve çene kemiğinin ayrıntılı yapısını ortaya koyan üç boyutlu konik ışınlı bilgisayarlı tomografi (CBCT) çektiren hasta, Melbourne’deki uzman bir diş kliniğine başvurdu.
Klinikteki uzmanlar, hastanın alt çenesinde yıllar önce çekilen 20’lik diş yuvalarında doku değişiklikleri ve “kemik boşlukları” (kavitasyon) tespit etti. Hekimler, bu bölgelerin cerrahi olarak açılıp temizlenmesini önerdi.
Ameliyatın ardından 9 aydır hiç atak yaşamadı
Şubat 2026’da ilk operasyonunu geçiren ve ardından bir müdahale daha yapılan Benedetti’nin çene kemiğindeki kronik enfeksiyon odakları cerrahlar tarafından temizlendi. Operasyonun ardından hayatının tamamen değiştiğini belirten kadın, 15 yıl sonra ilk kez 9 aydır tek bir migren atağı bile yaşamadığını dile getirdi.
Benedetti, kliniğin internet sayfasına yazdığı değerlendirmede, ameliyattan iki hafta sonra başlayan rahatlamanın devam ettiğini ve ağrısız günlerine yeniden kavuştuğunu aktardı.
Tıp dünyasında tartışma sürüyor
Benedetti’nin sağlığına kavuşması dikkat çekici bir bireysel başarı hikayesi sunsa da tıp dünyası bu duruma temkinli yaklaşıyor. Çene kemiğindeki söz konusu lezyonların ya da kavitasyonların bağımsız bir klinik tablo olup olmadığı ve migren gibi sistemik ağrıları doğrudan tetikleyip tetiklemediği bilimsel literatürde tartışmalı bir alan olmaya devam ediyor.
Journal of Pain Research dergisinde Ağustos 2025’te yayımlanan kapsamlı bir derleme; çene kemiği kavitasyonlarının bağımsız bir hastalık olarak kabul edilmesine ve kronik baş ağrılarıyla doğrudan bağdaştırılmasına dair bilimsel kanıtların henüz kesinleşmediğine dikkat çekiyor. Uzmanlar, bu durumun genel geçer bir tedavi yöntemi olarak görülmemesi gerektiğini, her kronik ağrının kişiye özel tıbbi değerlendirmelerle ele alınmasının hayati olduğunu hatırlatıyor.


















